12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü, Türkiye'de karamsar bir tabloyla geride kaldı. Açıklanan verilere göre, yaklaşık 4 milyon çocuk örgün eğitim sisteminin dışında bulunurken, bunlardan 2 milyonu iş yaşamında yer alıyor. Mesleki Eğitim Merkezleri'nde (MESEM) okuyan çocuklar da bu sayıya dahil edildiğinde, çocuk işçiliğinin boyutları giderek büyüyor. Uzmanlar, iktidarın yoksullaştırma politikalarının ve eğitim sistemindeki dönüşümün bu tabloda belirleyici rol oynadığını belirtiyor.
Eğitimden kopan çocuklar çalışma hayatına itiliyor
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) son verileri, çocuk işçiliği konusunda endişe verici gerçekleri ortaya koyuyor. 2023 yılı itibarıyla 15-17 yaş arasındaki yaklaşık 2 milyon çocuğun iş gücüne katıldığı tahmin ediliyor. Bunun yanında, MESEM'lerde eğitim gören ve aynı zamanda çalışan yüz binlerce çocuk da eklenince rakam 2 milyonu aşıyor. TÜİK'in çocuk işçiliğine ilişkin detaylı raporu kamuoyuyla paylaşılmazken, mevcut veriler üzerinden yapılan hesaplamalar durumun vahametini gösteriyor. Eğitim sistemindeki yapısal sorunlar, özellikle imam hatip ve MESEM gibi okullara yönlendirmeler, çocukların okuldan kopmasına neden oluyor.
MESEM tartışmaları ve çocuk işçiliği
Mesleki Eğitim Merkezleri, son yıllarda yapılan düzenlemelerle birlikte çocuk işçiliğini teşvik eden bir mekanizmaya dönüştü. MESEM'lerde eğitim gören çocuklar, haftanın büyük bölümünü iş yerlerinde geçiriyor. Bu durum, çocukların eğitim hakkından mahrum kalmasına ve erken yaşta ağır çalışma koşullarına maruz kalmasına yol açıyor. Sendikalar ve eğitim sendikaları, MESEM'lerin çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını ve denetim eksikliği nedeniyle çocukların güvencesiz çalıştırıldığını vurguluyor.
Uluslararası boyut ve Türkiye'nin karnesi
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünya genelinde 160 milyon çocuk işçi bulunuyor. Türkiye'nin bu alandaki performansı, gelişmiş ülkelerin gerisinde kalıyor. 2022 yılında ILO'nun yayımladığı raporda, Türkiye'nin çocuk işçiliğiyle mücadelede yeterli ilerleme kaydetmediği belirtilmişti. 2019'da çıkarılan bir genelgeyle çocuk işçiliğinin önlenmesi hedeflenmiş olsa da, sahada denetim ve caydırıcılık eksikliği sorunu derinleştiriyor. Özellikle tarım, tekstil ve küçük ölçekli atölyelerde çocuk işçi çalıştırma yaygın olarak görülüyor.
Ekonomik krizin çocuklar üzerindeki etkisi
Yüksek enflasyon ve artan hayat pahalılığı, aileleri çocuklarını çalıştırmaya zorluyor. 2023 yılı itibarıyla yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerin oranı yüzde 30'a yaklaşırken, çocuk işçiliği bir geçim kaynağı haline geliyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan Türkiye, ulusal eylem planlarında çocuk işçiliğini 2025 yılına kadar sonlandırmayı hedeflemişti. Ancak mevcut gidişat bu hedefin tutmayacağını gösteriyor. Sivil toplum kuruluşları, hükümetin eğitim ve sosyal yardım politikalarını acilen gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor.