Türkiye, 1 Ekim 2025 ile 31 Temmuz 2026 tarihlerini kapsayan 2026 su yılında, yağışlarda son 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, bu dönemde ülke genelinde düşen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasının yüzde 30 üzerinde, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 76 daha fazla gerçekleşti.
Rekor yağışların rakamsal analizi
2026 su yılı su yılı, hidrolojik döngünün başlangıcı olan 1 Ekim'de başlayıp 30 Eylül'de sona erer. Bu dönemin ilk 10 ayında (Ekim-Temmuz) Türkiye genelinde metrekareye düşen yağış miktarı, normali olan 511 milimetrenin üzerine çıkarak yaklaşık 664 milimetreye ulaştı. Bu değer, son 66 yılın en yüksek Ekim-Temmuz yağış toplamı olarak kayıtlara geçti. Önceki rekor, 2009 su yılında metrekareye 633 milimetre ile gerçekleşmişti.
Bölgesel dağılıma bakıldığında, tüm bölgelerde normalin üzerinde yağış görülürken, en belirgin artış Karadeniz Bölgesi'nde yaşandı. Karadeniz'de yağışlar normale göre yüzde 70'in üzerinde artış gösterdi. Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri de yüzde 40'ı aşan artışlarla dikkat çekti. Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise artış oranı yüzde 20-30 bandında kaldı. Mevsimsel olarak en çok yağış, kış aylarında ve ilkbahar başında düştü.
Tarım ve su kaynakları üzerindeki etkiler
Bu rekor yağışlar, özellikle uzun süredir kuraklık tehdidiyle boğuşan Türkiye için önemli bir rahatlama sağladı. Barajlardaki su doluluk oranları, özellikle İstanbul ve Ankara çevresindeki barajlarda yüzde 80'in üzerine çıkarak son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Tarım uzmanları, özellikle tahıl üretiminde bu yıl rekor düzeyde verim beklediklerini belirtiyor. Ancak tarım arazilerinde aşırı yağışın getirdiği su baskınları ve erozyon riskleri de gündeme geldi. Bazı bölgelerde dolu ve sel felaketleri yaşandı, ancak genel tablo olumlu değerlendiriliyor.
Hidroelektrik santrallerin enerji üretim kapasitesi de arttı. Elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payı yükselirken, ithal enerjiye olan bağımlılık azaldı. Bu durum, cari açığın azalmasına ve enerji fiyatlarının istikrarına katkı sağladı. Özellikle yaz aylarında artan elektrik talebinin karşılanmasında hidroelektrik santraller önemli rol oynadı.
Afet yönetimi ve altyapı uyumu
Aşırı yağışlar, beraberinde sel ve taşkın risklerini de getirdi. Devlet Su İşleri (DSİ) ve belediyeler, taşkın kontrol projelerini hızlandırdı. Şehirlerdeki altyapı sistemleri, yoğun yağışlara karşı test edildi. Özellikle büyükşehirlerde atık su ve yağmur suyu hatlarının kapasiteleri artırılmaya çalışıldı. Yerin altındaki su seviyelerinin yükselmesi, kuraklık döneminde açılan binlerce kaçak kuyunun kapatılması için de bir fırsat olarak görülüyor. Yetkililer, bu dönemde su kaynaklarının verimli kullanılması konusunda uyarılarda bulunuyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimlerinin daha değişken hale geldiğini, bu nedenle bu tür rekor yağışların gelecekte daha sık yaşanabileceğini belirtiyor. Bu durum, hem su yönetimi hem de afet hazırlık açısından yeni stratejiler geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye'nin, suyun bol olduğu bu dönemi iyi değerlendirerek, kurak dönemlere hazırlıklı olması gerekiyor.
Sonuç olarak, son 66 yılın en yağışlı dönemi, Türkiye için su güvenliği ve tarım üretimi açısından olumlu bir tablo çizerken, aynı zamanda iklim değişikliğinin getirdiği yeni zorlukları da gözler önüne seriyor. Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve etkili afet planlaması, bu yeni dönemin en önemli gündem maddeleri olacak.