Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanmasına eşzamanlı açıklamalarla tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, atamanın AB'nin iç meselesi olduğu ancak Kıbrıs Türk tarafının rızası olmadan yapılacak hiçbir girişimin adada kalıcı çözüm getirmeyeceği ifade edildi. KKTC Cumhurbaşkanlığı da benzer bir tutum sergileyerek, atamanın taraflı bir yaklaşımı yansıttığını ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saydığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı'ndan Sert Uyarı
Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, AB Komisyonu'nun Fitto atamasının, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik BM parametrelerine aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada, "AB'nin bu tür tek taraflı adımları, adadaki mevcut statükoyu pekiştirmekten öteye gitmez. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü tanımayan hiçbir girişimi meşru kabul etmiyoruz" denildi. Bakanlık ayrıca, atamanın Kıbrıs Türk halkının temsil hakkını gasp ettiğini ve bu nedenle kabul edilemez olduğunu ekledi.
KKTC'den Egemenlik Vurgusu
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk halkı, kendi kaderini tayin hakkına sahiptir. AB'nin bu ataması, Kıbrıs Rum tarafının tezlerini dayatma girişimidir" dedi. Sözcü, KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki haklarını korumaya kararlı olduğunu ve uluslararası toplumu bu tür tek taraflı adımların çözümü zorlaştırdığı konusunda uyardı. Açıklamada ayrıca, Fitto'nun görev süresince Kıbrıs Türk tarafı ile doğrudan temas kurmaması halinde atamanın anlamsız kalacağı ifade edildi.
Arka Plan ve Bağlam
Raffaele Fitto, İtalya'nın eski Avrupa İşleri Bakanı olarak tanınıyor ve AB Komisyonu'nda Uyum ve Reformlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı görevini yürütüyor. Fitto'nun Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanması, 15 Ekim 2024 tarihinde AB Konseyi tarafından onaylandı. Bu atama, AB'nin Kıbrıs sorununa yeniden odaklanma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak Türkiye ve KKTC, BM'nin iki kesimli, iki toplumlu federal çözüm modeli dışındaki her türlü girişimi reddediyor. 1974'ten bu yana devam eden Kıbrıs sorununda son müzakereler 2017'de Crans-Montana'da başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda da KKTC ile koordineli hareket ediyor.
Analiz: Bu atama, AB'nin Kıbrıs konusundaki geleneksel Rum yanlısı tutumunun bir devamı olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve KKTC'nin ortak tepkisi, Ankara'nın adadaki varlığını ve garantörlük statüsünü koruma kararlılığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde Fitto'nun ne tür bir temas trafiği izleyeceği, taraflar arasında diyaloğun yeniden başlaması açısından kritik önem taşıyor. Ancak mevcut koşullar altında, iki taraf arasında ciddi bir yakınlaşma beklenmiyor.