İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik açıklamaları, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin ortak kınamasıyla karşılandı. Türkiye, Filistin, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fas'tan yapılan ortak yazılı açıklamada, söz konusu çağrıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğu ve bölgede barış şansını yok edeceği belirtildi.
Ortak Açıklamanın Detayları
Sekiz ülkenin dışişleri bakanlıkları tarafından eş zamanlı olarak yayımlanan açıklamada, Ben-Gvir ve Katz'ın "Gazze'deki Filistinlilerin gönüllü olarak başka ülkelere gitmeleri" yönündeki çağrılarına sert tepki gösterildi. Açıklamada, "Bu tür açıklamalar, Filistin halkının kendi topraklarından zorla çıkarılması anlamına gelir ve 1949 Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası hukukun temel prensiplerine aykırıdır. Gazze halkının yerinden edilmesi kabul edilemez." ifadelerine yer verildi.
Ortak açıklamada ayrıca, İsrail hükümetinin bu tür açıklamalarının bölgede tansiyonu yükselttiği ve iki devletli çözüm perspektifini ortadan kaldırdığı vurgulandı. Türkiye'nin öncülüğünde şekillenen metinde, uluslararası toplumun İsrail'e karşı somut adımlar atması gerektiği belirtildi.
Ben-Gvir ve Katz'ın Çağrıları
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerin "gönüllü olarak" başka ülkelere göç etmeleri çağrısında bulunmuştu. Ben-Gvir, bu politikayı "Gazze'nin yeniden inşası ve güvenliğin sağlanması için tek yol" olarak nitelendirmişti. Savunma Bakanı Yisrael Katz ise benzer şekilde, Gazze'den çıkışların teşvik edilmesi gerektiğini savunmuş ve bu yönde bir plan üzerinde çalıştıklarını ima etmişti.
Her iki bakanın açıklamaları, İsrail iç siyasetinde de tartışma yaratmış durumda. Muhalefet partileri, bu tür söylemlerin İsrail'i uluslararası alanda yalnızlaştırdığını ve olası savaş suçu suçlamalarına zemin hazırladığını dile getiriyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerinden Edilme
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillerin zorla yerinden edilmesi kesinlikle yasaktır. 1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi, işgalci gücün, işgal ettiği bölgedeki korunmuş kişileri zorla nakletmesini veya sınır dışı etmesini açıkça yasaklar. Bu tür eylemler, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) yetki alanına giren savaş suçları arasında yer alır.
Gazze Şeridi'nde halihazırda 2 milyondan fazla Filistinli yaşıyor ve bölge, yıllardır süren abluka ve son aylardaki yoğun çatışmalar nedeniyle büyük bir insani krizle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmaların başlamasından bu yana yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ancak uluslararası toplum, bu yerinden edilmenin kalıcı hale getirilmesine ve Filistinlilerin başka ülkelere gönderilmesine karşı çıkıyor.
Türkiye'nin Diplomatik Hamlesi
Türkiye, son dönemde Gazze krizi konusunda aktif bir diplomasi yürütüyor. Dışişleri Bakanlığı, sık sık İsrail'in eylemlerini kınayan açıklamalar yaparken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da uluslararası platformlarda Filistin davasını savunuyor. Bu ortak açıklama, Türkiye'nin bölgesel müttefikleriyle koordinasyon içinde hareket ettiğini gösteriyor.
Türkiye'nin yanı sıra Mısır ve Ürdün gibi Gazze'ye komşu ülkelerin de açıklamaya imza atması dikkat çekici. Mısır, Gazze'ye açılan Refah Sınır Kapısı'nın kontrolünü elinde bulunduruyor ve olası bir yerinden edilme planının ilk muhatabı durumunda. Ürdün ise Batı Şeria'daki gelişmelerden doğrudan etkileniyor ve Filistinlilerin Ürdün'e göç ettirilmesine şiddetle karşı çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Ortak açıklama, İsrail'e yönelik uluslararası baskının artması anlamına geliyor. ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmemiş olsa da, diplomatik kaynaklar Washington'un da bu tür çağrılardan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. İsrail'in en yakın müttefiki olan ABD, geçmişte benzer planlara karşı çıkmıştı.
Öte yandan, insan hakları örgütleri de İsrail bakanlarının sözlerini sert dille eleştiriyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bu tür açıklamaların etnik temizlik çağrısı olduğunu ve derhal soruşturulması gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak, Türkiye ve 7 ülkenin ortak tepkisi, Filistin meselesinde uluslararası dayanışmanın bir göstergesi. Ancak krizin çözümü için somut adımlar atılmadıkça, Gazze'deki insani felaketin boyutları daha da artabilir. Uluslararası toplumun, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı eylemlerine karşı etkili yaptırımlar uygulaması ve Filistin halkının haklarını koruması gerekiyor.