Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'ın güneyinde bulunan Abha Uluslararası Havalimanı ile başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik Husiler tarafından gerçekleştirilen saldırıları "en güçlü biçimde kınadığını" açıkladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğu ve sivilleri hedef aldığı belirtilerek, bölgede tansiyonu yükselten bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Türkiye, Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne ve güvenliğine destek verdiğini yineledi.
Saldırıların Ayrıntıları ve Türkiye'nin Tepkisi
Suudi Arabistan resmi kaynaklarına göre, Husilerin kontrolündeki Yemen'den fırlatılan balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile düzenlenen saldırılarda Abha Havalimanı'nda maddi hasar meydana geldi. Kral Halid Havalimanı'na yönelik saldırı ise hava savunma sistemleri tarafından engellendi. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan Abha Uluslararası Havalimanı ile Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın Husiler tarafından hedef alınmasını en güçlü biçimde kınıyoruz" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiği ve masum sivillerin hayatını riske attığı kaydedildi.
Türkiye'nin bu tepkisi, Suudi Arabistan ile son dönemde artan diplomatik ve ekonomik iş birliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İki ülke arasında 2022 yılında başlayan normalleşme süreci kapsamında karşılıklı ziyaretler ve anlaşmalar imzalanmıştı. Türkiye, Yemen krizinde siyasi çözümden yana olduğunu ve Husilerin saldırılarının bölgesel güvenliği bozduğunu sık sık dile getiriyor.
Bölgesel ve Uluslararası Bağlam
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerine karşı sık sık sınır ötesi saldırılar düzenliyor. Abha Havalimanı, Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Asir bölgesinde yer alıyor ve daha önce de birçok kez roket ve İHA saldırılarına maruz kaldı. Kral Halid Havalimanı ise Riyad'ın en önemli uluslararası giriş kapılarından biri olarak stratejik öneme sahip. Uzmanlar, Husilerin bu tür saldırılarla Suudi Arabistan'ın hava savunma kabiliyetini test ettiğini ve ekonomik istikrarı hedef aldığını belirtiyor.
Uluslararası toplum da saldırıları kınarken, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD ve Avrupa Birliği, Husilerin saldırılarının kabul edilemez olduğunu açıkladı. Türkiye'nin açıklaması, bölgesel bir aktör olarak arabuluculuk rolünü pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor. Öte yandan, saldırıların petrol fiyatları ve küresel enerji arzı üzerindeki olası etkileri de yakından takip ediliyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda ve havalimanlarına yönelik saldırılar, Körfez'deki ticari uçuş rotalarını da etkileyebilir.
Ekonomik Yansımalar ve Türkiye'nin Konumu
Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olabilir. Bölgedeki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılayarak enerji ithalatçısı ülkeler için maliyetleri artırabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal ettiği için Körfez'deki gerginlikler doğrudan ekonomik yansımalar yaratabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artış gösteriyor; 2023'te iki ülke arasındaki ticaret 6 milyar doları aşmıştı. Saldırıların bu olumlu seyri sekteye uğratmaması için diplomatik kanalların açık tutulması önem taşıyor.
Türkiye'nin açıklaması, aynı zamanda Yemen krizine yönelik tutumunu da yansıtıyor. Ankara, Yemen'deki çatışmanın askeri değil siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini savunuyor ve Husilerin saldırılarını provokasyon olarak nitelendiriyor. Dışişleri Bakanlığı, tüm taraflara uluslararası hukuka uygun hareket etme ve sivil altyapıyı koruma çağrısı yaptı. Bu açıklama, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğinin bir göstergesi olarak okunabilir.
Sonuç olarak, Suudi Arabistan'daki havalimanlarına yönelik saldırılar, Yemen savaşının bölgesel yayılma riskini bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye'nin hızlı ve net tepkisi, hem Suudi Arabistan ile ilişkilerin seyrini hem de bölgesel dengeleri etkileyebilecek bir diplomatik hamle olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki günlerde konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ele alınması ve taraflar arasında yeni gerilimlerin yaşanması bekleniyor. Uluslararası toplumun ortak çağrısı, çatışmanın daha fazla sivil kayba yol açmadan sona erdirilmesi yönünde.