NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin savunma sanayisi modelini tüm ittifaka örnek gösterdi. Rutte, Cumhurbaşkanlığına bağlı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda 3 binden fazla irili ufaklı şirketin bir araya getirildiğini belirterek, bu yapılanmanın NATO’nun gelecekteki ihtiyaçlarına yönelik önemli bir referans olduğunu vurguladı.
Modelin başarısı
SSB’nin yürüttüğü projeler, yerli ve milli üretim kapasitesini artırırken, KOBİ’lerden büyük savunma firmalarına kadar geniş bir ekosistemi kapsıyor. Bu sayede Türkiye, İHA/SİHA’lardan zırhlı araçlara, elektronik harp sistemlerinden deniz platformlarına kadar birçok alanda dışa bağımlılığı azaltmış durumda. Rutte, özellikle ASELSAN, TAI, Roketsan gibi firmaların uluslararası arenada kazandığı başarıların, koordinasyon modelinin etkinliğini kanıtladığını ifade etti.
Müttefiklerden inceleme talebi
Zirve sırasında birçok NATO üyesi ülke, Türkiye’nin savunma sanayisi modelini yerinde incelemek üzere teknik ekipler göndermeyi planladı. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya tehdidine karşı benzer bir ekosistem oluşturma konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden faydalanmak istediklerini belirtti. SSB yetkilileri, bu taleplere yönelik bir bilgilendirme programı hazırlığı içinde olduklarını açıkladı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de zirvede yaptığı açıklamada, Türkiye’nin savunma sanayisindeki koordinasyon modelini “sürdürülebilir ve verimli bir yapı” olarak nitelendirdi. Von der Leyen, Avrupa’nın da benzer bir bütüncül yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi.
Bağlam ve değerlendirme
Türkiye’nin savunma sanayisindeki bu modeli, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve teknolojik bağımsızlık hedeflerine de hizmet ediyor. Yerli üretim oranının %80’lere ulaştığı projelerin sayısı her geçen yıl artarken, ihracat rakamları da rekor kırmaya devam ediyor. Uzmanlar, bu modelin diğer ülkeler tarafından örnek alınmasının, küresel savunma tedarik zincirinde Türkiye’nin etkisini daha da artıracağını belirtiyor. Ancak modelin başarısı, proje yönetimi ve AR-GE yatırımlarının sürekliliğine bağlı. SSB’nin bu alandaki çalışmaları, önümüzdeki dönemde NATO’nun geleceği açısından kritik önem taşıyacak.