Türkiye’nin 2017 yılında Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri, ülkenin dış politikasında en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor. ABD, sistemlerin NATO ile uyumsuz olduğu gerekçesiyle Türkiye’yi F-35 programından çıkarmış ve CAATSA yaptırımları uygulamıştı. Şimdi ise ABD’nin S-400’lerin Ukrayna’ya gönderilmesi ya da imha edilmesi yönündeki talepleri, Ankara’nın bu stratejik hamlesini yeniden gündeme taşıyor. Peki Türkiye neden S-400’leri aldı ve şimdi neden satması isteniyor?
S-400 alımının arkasındaki gerekçeler
Türkiye, uzun yıllardır hava savunma sistemleri konusunda dışa bağımlı bir ülkeydi. Patriot sistemleri için ABD ile yapılan müzakereler sonuçsuz kalınca, Rusya’dan S-400 alımı 2017’de imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Dönemin hükümet yetkilileri, bu anlaşmanın milli güvenlik için hayati olduğunu ve kısa sürede envantere giren ilk uzun menzilli hava savunma sistemi olduğunu vurguladı. Ayrıca, Rusya ile kurulan bu askeri iş birliğinin, Türkiye’nin savunma sanayiinde alternatif kaynaklar geliştirme stratejisinin bir parçası olduğu ifade edildi.
ABD’nin tepkisi ve yaptırımlar
ABD, S-400 sistemlerinin NATO standartlarıyla uyumsuz olduğunu ve F-35 savaş uçaklarının gizlilik özelliklerini tehlikeye atabileceğini öne sürerek Türkiye’yi uyardı. Uyarıların ardından Türkiye, 2019’da sistemleri teslim alınca ABD, Türkiye’yi F-35 programından çıkardı. Aralık 2020’de ise CAATSA yaptırımları kapsamında Türkiye’nin savunma sanayiine ambargo uygulandı. Bu yaptırımlar, Türkiye’nin ABD’den silah alımını kısıtlarken, iki ülke arasındaki ilişkileri gerdi.
Satış baskısı ve nedenleri
2024 yılına gelindiğinde, ABD yönetimi S-400’lerin Ukrayna’ya gönderilmesi veya en azından depolara kaldırılması yönünde baskıyı artırdı. ABD’nin amacı, Rusya’nın Ukrayna savaşında kullandığı füzeleri etkisiz hale getirecek bu sistemlerin Kiev’e verilmesi. Ancak Türkiye, bu talebi reddederek sistemlerin milli güvenliğin bir parçası olduğunu ve satılmasının mümkün olmadığını belirtti. Uzmanlar, ABD baskısının altında yatan asıl nedenin Türkiye’nin Rusya’ya yönelik askeri iş birliğini sonlandırma isteği olduğunu söylüyor.
Türkiye’nin seçenekleri ve gelecek perspektifi
Türkiye, S-400’ler konusunda üç seçenekle karşı karşıya: Sistemleri Ukrayna’ya vermek (şu an gündemde değil), depolarda kullanılmaz hale getirmek ya da elden çıkarmak. Ancak Ankara, sistemi aktif olarak kullanmayı ve yerli savunma sistemi SIPER tamamlanana kadar envanterde tutmayı planlıyor. Öte yandan, ABD ile ilişkilerin normalleşmesi ve F-16 modernizasyon paketinin onayı, S-400 krizinin çözümüne bağlı. Türkiye’nin bu ikilemden çıkışı, savunma politikalarını yeniden şekillendirebilir.
Bağımsız değerlendirme: Türkiye, S-400 alımıyla savunma tedarikinde bağımsızlık arayışını somutlaştırdı ancak bu hamle, NATO müttefiki ABD ile ciddi bir krize yol açtı. Krizin aşılması, Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu güçlendirebilir, ancak Rusya ile kurulan bağları tamamen koparmak kolay görünmüyor. Yakın gelecekte, Türkiye’nin bu iki güç arasında denge politikasını sürdürmesi bekleniyor.