Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılımıyla bugün gerçekleştirilen kritik toplantıda, Türkiye'nin öncülüğünde 15 ülke İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yayılmacı politikalarını ve özellikle Kudüs'teki provokatif eylemlerini kınayan ortak bir bildiri yayımladı. Toplantıya katılan ülkeler, İsrail'in Gazze'deki soykırım saldırılarının yanı sıra Mescid-i Aksa'ya yönelik baskıları ve Yahudi yerleşimcilerin kutsal mekanlara akınlarını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi. Yayımlanan bildiride, uluslararası topluma İsrail'e karşı somut adımlar atma çağrısı yapılırken, Filistin halkının meşru haklarının korunması gerektiği vurgulandı.
Diplomatik Girişim Filistin Davasına Destek
Dışişleri Bakanı Fidan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan uygulamalarının artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirterek, "Türkiye olarak Filistin davasının yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün bir araya geldiğimiz 15 ülke, İslam dünyasının ve vicdan sahibi tüm ulusların ortak sesini yükseltiyor" ifadelerini kullandı. Toplantıya katılan ülkeler arasında Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Endonezya gibi bölgesel güçlerin yanı sıra Nijerya ve Pakistan'ın da bulunduğu öğrenildi. Özellikle Kudüs'ün statüsüne ilişkin endişelerin giderilmesi için kalıcı bir uluslararası mekanizma kurulması önerisi gündeme geldi. Bazı ülkelerin, İsrail'e yönelik ekonomik yaptırımların masaya yatırıldığı kapalı oturumlarda, bu tür adımların uluslararası kuruluşlarda genişletilmesi gerektiğini savunduğu belirtildi.
İsrail'in İhlalleri ve Uluslararası Hukuk
İsrail'in Gazze'deki saldırılarında 7 Ekim'den bu yana 30 binin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Gazze'deki nüfusun yüzde 85'i yerinden edilmiş durumda ve insani yardım koridorları sürekli olarak engelleniyor. Kudüs'te ise İsrail polisinin Mescid-i Aksa'ya yaptığı baskınlar, ramazan ayının hemen öncesinde gerilimi artırdı. İsrail'in 1967'de işgal ettiği Doğu Kudüs'ü ilhak etmesi ve Yahudi yerleşimlerini genişletmesi, BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına açıkça aykırı. Bu karar, işgal altındaki Filistin topraklarında yasa dışı yerleşimlerin derhal durdurulmasını ve iki devletli çözümün korunmasını talep ediyor. Ancak İsrail'in bu kararlara rağmen yayılmacılığını sürdürmesi, uluslararası toplumda ciddi tepkilere yol açıyor. Bugünkü toplantı, bu bağlamda Müslüman ülkelerin ortak tavrını netleştirmesi açısından tarihi bir öneme sahip.
Filistin'de Kalıcı Barış İçin Uluslararası Çağrı
Toplantının sonuç bildirgesinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması yönündeki uluslararası mutabakatın altı çizilirken, İsrail'in 1967 sınırlarına dönmesi gerektiği belirtildi. Bildirgede ayrıca, İsrail'e silah satışının durdurulması ve İsrail'in uluslararası spor ve kültür etkinliklerinden men edilmesi gibi somut adımlar için tüm ülkelere çağrı yapıldı. Bu çağrı, özellikle Batılı ülkelerin İsrail'e koşulsuz destek verdiği bir dönemde, farklı bir ses oluşturması bakımından dikkat çekiyor. Türkiye'nin bu girişimi, yalnızca bir kınama metni olmanın ötesine geçerek, Filistin davasının uluslararası arenada yeniden canlandırılmasına yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür çokuluslu inisiyatiflerin İsrail üzerindeki siyasi baskıyı artırabileceğini ve Filistin halkına umut aşılayabileceğini belirtiyor.
Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen bu toplantı, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) aldığı kararların uygulanması açısından da önemli bir adım olarak görülüyor. İİT, geçtiğimiz aylarda İsrail'e karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar için özel bir komite kurmuş ancak bazı üyelerin çekimser kalması nedeniyle somut bir ilerleme kaydedilememişti. Bugünkü toplantının, bu komitenin çalışmalarına ivme kazandırması bekleniyor.