Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz'de yeni bir jeopolitik gerilimin kapısını araladı. Yunanistan ve Avrupa Birliği'nin itirazları sürerken, Yunan-Amerikan lobisi devreye girerek ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya dört maddelik bir talep listesi sundu. Talepler, bölgedeki enerji rekabetinin arka planındaki güç mücadelesini gözler önüne seriyor.
Lobinin Dört Talebi
Yunan-Amerikan liderlik konseyi (HALC) ve benzeri kuruluşların ilettiği talepler şunlar:
- ABD'nin Türkiye-Libya mutabakatını tanımaması ve bu anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıklaması.
- Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımında Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin haklarının korunması için somut adımlar atılması.
- Türkiye'ye yönelik silah satışlarının gözden geçirilmesi ve bölgedeki askeri dengeyi bozacak adımlardan kaçınılması.
- ABD'nin Doğu Akdeniz'de arabuluculuk rolü üstlenmesi ve taraflar arasında diyalog başlatması.
Bu talepler, Yunanistan'ın bölgedeki izole konumunu güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Zira Türkiye-Libya anlaşması, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının yeniden çizilmesi anlamına geliyor ve Yunanistan'ın tezlerini zayıflatıyor.
Doğu Akdeniz'de Enerji Rekabeti
Doğu Akdeniz, son yıllarda keşfedilen doğalgaz rezervleriyle bölgesel ve küresel aktörlerin ilgi odağı haline geldi. Türkiye, kıta sahanlığı haklarını korumak için sondaj ve sismik araştırma faaliyetlerini sürdürürken, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Kıbrıs Rum Yönetimi arasında enerji işbirliği anlaşmaları imzalanmış durumda. Ancak Türkiye-Libya mutabakatı, bu denklemi değiştirerek Türkiye'ye geniş bir deniz yetki alanı kazandırdı.
Uzmanlar, mutabakatın sadece enerji değil, aynı zamanda askeri ve stratejik dengeler açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Anlaşma, Türkiye'nin Libya'daki meşru hükümetle işbirliğini pekiştirirken, Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz hatlarının güzergahı üzerinde de söz sahibi olmasını sağlıyor.
ABD'nin Tutumu Belirleyici
Yunan lobisinin talepleri, ABD'nin bölgedeki tutumunu etkilemeyi amaçlıyor. Washington, şimdiye kadar Türkiye-Libya anlaşmasına mesafeli yaklaşırken, Yunanistan'a verdiği desteği de açıkça ortaya koymuş değil. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu taleplere nasıl yanıt vereceği, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz politikasının şekillenmesinde kritik rol oynayacak.
Öte yandan, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı mutabakat, sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda NATO içinde de tartışmalara yol açtı. Yunanistan, anlaşmayı NATO zirvesine taşıyarak müttefikler arasında bir kriz yaratmaya çalışıyor. Ancak Türkiye, anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve bölgesel istikrarı hedeflediğini savunuyor.
Arka Planda Ne Var?
Doğu Akdeniz'deki mücadelenin arkasında yalnızca enerji kaynakları değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri ve jeopolitik çıkarlar yatıyor. Türkiye'nin hamlesi, Doğu Akdeniz'de güç projeksiyonu açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Yunanistan ise bu hamleyi kendi tezlerine yönelik bir tehdit olarak algılıyor ve lobi faaliyetleriyle ABD'yi yanına çekmeye çalışıyor.
Uzmanlar, önümüzdeki süreçte ABD'nin arabuluculuk girişimlerinin artabileceğini, ancak Türkiye'nin kararlı tutumunu sürdürmesi halinde bölgesel dengelerin Türkiye lehine evrilebileceğini belirtiyor. Yunan lobisinin talepleri ise bu dengeleri değiştirmeye yetmeyebilir; zira ABD'nin çıkarları, Doğu Akdeniz'de istikrarın korunmasını gerektiriyor. Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşma, bölgesel barış ve işbirliği için bir fırsat olarak da değerlendirilebilir. Ancak Yunanistan'ın bu adımı provokasyon olarak görmesi, gerilimin tırmanma riskini de beraberinde getiriyor.