İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin yapay zekâ alanında kendi teknolojilerini geliştirmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye kendi 'yapay zekâ vatanını' geliştirmeli. Gümrük tarife engelleri gibi yapay zekâ duvarlarıyla karşılaşmamak için kendi teknolojimizi geliştirmeliyiz" dedi. Avdagiç'in bu açıklaması, küresel yapay zekâ yarışında bağımsız hareket etmenin önemine işaret ediyor.
Yapay zekâda dışa bağımlılık riski
Avdagiç, yapay zekâ teknolojilerinin ticarette giderek daha fazla kullanıldığını ve bunun beraberinde yeni ticaret engelleri getirebileceğini söyledi. Özellikle veri yerelleştirme, algoritmik şeffaflık ve yapay zekâ etiği gibi konularda ülkelerin kendi düzenlemelerini oluşturduğunu hatırlatan Avdagiç, Türkiye'nin de bu alanda bağımsız politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. "Gümrük tarife engelleri gibi yapay zekâ duvarlarıyla karşılaşmamak için kendi teknolojimizi geliştirmeliyiz" diyen Avdagiç, aksi halde Türkiye'nin dijital kolonyalizm tehdidiyle karşı karşıya kalabileceğini ima etti.
Yerli ve millî yapay zekâ hamlesi
Son yıllarda Türkiye'de yapay zekâ alanında önemli adımlar atılıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021-2025) kapsamında çeşitli projeler hayata geçiriliyor. TÜBİTAK bünyesinde yapay zekâ enstitüleri kuruluyor, üniversitelerde lisans ve lisansüstü programlar açılıyor. Ancak Avdagiç'e göre bu çabalar yeterli değil; özel sektörün de sürece daha fazla dahil olması gerekiyor.
Türkiye'nin genç nüfusu ve yazılım geliştirici potansiyeli, yapay zekâ alanında önemli bir avantaj olarak görülüyor. Ancak nitelikli iş gücünün yurt dışına gitmesi (beyin göçü) ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Avdagiç, bu noktada devlet ve özel sektöre büyük görevler düştüğünü belirterek, Ar-Ge teşviklerinin artırılması ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Küresel rekabette yer edinme
Dünya genelinde yapay zekâ pazarının 2025 yılına kadar 500 milyar doları aşması bekleniyor. ABD, Çin ve Avrupa Birliği bu alanda büyük yatırımlar yapıyor. Türkiye'nin bu yarışta geri kalmaması için kamu-özel iş birliğiyle hareket etmesi gerekiyor. İTO Başkanı Avdagiç'in "yapay zekâ vatanı" ifadesi, aslında bir tür dijital egemenlik çağrısı olarak yorumlanabilir. Zira yapay zekâ algoritmaları, veri işleme kapasiteleri ve donanım üretimi gibi konularda dışa bağımlılık, ülkelerin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını da tehdit ediyor.
Türkiye'nin kendi yapay zekâ modellerini geliştirmesi, savunma sanayisinden sağlığa, eğitimden tarıma kadar birçok sektörde verimliliği artırabilir. Ayrıca yerli yapay zekâ çözümleri, veri güvenliği ve mahremiyet açısından da kritik önem taşıyor. Avdagiç'in çağrısı, iş dünyasının bu konuda hükümetten daha fazla destek beklediğini gösteriyor.
Sonuç ve beklentiler
İTO Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları, Türkiye'nin teknoloji politikalarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Önümüzdeki süreçte kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektörün ortak projelerle yapay zekâ alanında atılım yapması bekleniyor. Ancak bunun için sadece söylem değil, somut yatırımlar ve yasal düzenlemeler gerekiyor. Türkiye'nin kendi yapay zekâ vatanını kurması, hem ekonomik bağımsızlık hem de küresel rekabette üst sıralara çıkma hedefi için kritik bir adım olacaktır.