Türkiye, İsrail'in Suriye'nin kuzeyindeki İdlib ilinde bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na düzenlediği hava saldırılarını sert bir dille kınadı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, saldırıların bölgedeki istikrarı tehdit ettiği ve uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada, Suriye'nin toprak bütünlüğüne olan desteğin altı çizilerek, saldırıların kabul edilemez olduğu belirtildi.
Saldırının Ayrıntıları
İsrail savaş uçakları, dün gece saatlerinde Suriye'nin İdlib ilinin doğusundaki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'nı hedef aldı. Terk edilmiş durumdaki havaalanına düzenlenen saldırılarda can kaybı yaşanmazken, bölgede büyük hasar oluştuğu bildirildi. Suriye resmi haber ajansı SANA, hava savunma sistemlerinin saldırılara karşı koyduğunu ve bazı füzelerin imha edildiğini duyurdu. Saldırının amacına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, İsrail'in Suriye'deki İran bağlantılı güçlere yönelik operasyonlarının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.
Dışişleri Bakanlığı'ndan Kınama
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğu ifade edildi. Açıklamada, "İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ihlal eden bu saldırılarını güçlü şekilde kınıyoruz. Bu tür saldırılar bölgedeki gerginliği artırmakta ve Suriye halkının kırılgan durumunu daha da kötüleştirmektedir" denildi. Ayrıca, saldırıların sona ermesi ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için uluslararası topluma görev çağrısında bulunuldu.
Bölgesel Bağlam ve Türkiye'nin Tutumu
Ebu Zuhur Askeri Havaalanı, Suriye iç savaşı sırasında stratejik öneme sahip noktalardan biriydi. 2012 yılında muhaliflerin kontrolüne geçen havaalanı, daha sonra rejim güçleri tarafından geri alınmış, ancak 2018'deki ateşkes anlaşmasının ardından büyük ölçüde işlevsiz hale gelmişti. Son dönemde İsrail'in Suriye'deki hava saldırılarını yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Özellikle İran'ın askeri varlığına karşı operasyonlar düzenleyen İsrail, Ağustos ayından bu yana Şam, Hama ve Halep bölgelerini hedef aldı. Türkiye ise uzun süredir Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini savunuyor ve İsrail'in saldırılarını istikrarı bozucu olarak nitelendiriyor. Ankara, ayrıca İdlib'deki ateşkesin korunması için Rusya ve İran'la yürütülen diplomatik süreçte aktif rol oynuyor. Uzmanlar, İsrail'in bu son saldırısının, İdlib'deki gerginliği daha da tırmandırabileceği görüşünde. Bölgede gözlem yapan sivil toplum örgütleri, saldırının sivillerin yaşadığı alanlara yakın olması nedeniyle endişe verici olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin kınama açıklaması, aynı zamanda Suriye'deki diplomatik sürecin başarısızlığa uğramaması için uluslararası kamuoyuna mesaj niteliği taşıyor. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Suriye'nin geleceği, Suriye halkının iradesiyle belirlenmelidir. Dış müdahaleler bu süreci olumsuz etkilemektedir" ifadelerine yer verildi. Bu açıklamalar, Türkiye'nin bölgesel krizlere yaklaşımında değişmez bir ilke olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyi'nde görüşme talebi beklenirken, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini sürdüreceği kaydedildi. İsrail tarafından ise konuya ilişkin henüz bir yanıt gelmedi. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki kırılgan dengenin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.