Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, paylaştığı V-Dem (Varieties of Democracy) verilerine dayanarak Türkiye'nin hukukun üstünlüğü alanındaki mevcut puanının Cumhuriyet tarihindeki en düşük seviyeye gerilediğini duyurdu. Şirin, Türkiye'nin bu alanda Osmanlı Devleti'nin son dönemleri olan III. Selim, II. Mahmut ve II. Abdülhamit zamanlarının bile gerisinde kaldığını belirtti. Bu açıklama, hukuk devleti ilkesinin Türkiye'de geldiği noktayı gözler önüne sererken, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
V-Dem Verileri Ne Anlatıyor?
V-Dem (Varieties of Democracy) Projesi, dünya genelinde demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi göstergeleri bağımsız araştırmacılar aracılığıyla ölçen uluslararası bir veri setidir. Prof. Dr. Tolga Şirin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü endeksinde 2023 yılı için 0.28 puan aldığını ve bu puanın 1789'dan bu yana en düşük değer olduğunu ifade etti. Şirin, karşılaştırmalı verilere göre, Osmanlı Devleti'nin 1789-1839 arası döneminde (III. Selim ve II. Mahmut) hukukun üstünlüğü puanının 0.40-0.50 aralığında olduğunu, II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) ise 0.55-0.65 arasında değiştiğini aktardı. Bu veriler, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk alanında tarihsel bir gerileme içinde olduğunu gösteriyor.
Hukukun Üstünlüğünde Tarihsel Karşılaştırma
Prof. Dr. Tolga Şirin'in karşılaştırması, yalnızca Cumhuriyet dönemiyle sınırlı değil. Uzman isim, Osmanlı'nın son yüzyılındaki hukuki düzenlemelerin ve reformların, günümüzdeki tablodan daha olumlu bir görünüm sergilediğini vurguladı. Tanzimat Fermanı (1839) ve Islahat Fermanı (1856) ile başlayan modernleşme süreci, hukuk alanında önemli adımlar içeriyordu. Şirin, özellikle II. Mahmut döneminde yargı reformları ve kanunlaştırma faaliyetlerinin arttığını, II. Abdülhamit döneminde ise Mecelle gibi önemli bir hukuk metninin hazırlandığını hatırlattı. Buna karşılık, günümüzde yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri konusunda ciddi endişeler bulunuyor. Şirin'in paylaştığı grafikler, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü puanının özellikle son 10 yılda hızla düştüğünü gözler önüne seriyor.
Uzmanlardan Tepkiler
Prof. Dr. Tolga Şirin'in bu çarpıcı tespiti, hukuk camiasında ve siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Bazı akademisyenler, V-Dem verilerinin metodolojisini tartışmaya açarken, birçok sivil toplum kuruluşu ve muhalefet partisi temsilcisi, bu verilerin hükümetin hukuk politikalarındaki sorunları doğruladığını savundu. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, "Hukukun üstünlüğü noktasında Osmanlı'nın bile gerisine düşmek, bu ülkeyi yönetenlerin iflasının belgesidir" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ise, "Türkiye'nin hukuken 19. yüzyıla geri döndüğünü görmek hiç şaşırtıcı değil" dedi. Hükümete yakın isimlerden ise henüz kapsamlı bir yanıt gelmedi.
Hukukun Üstünlüğü Neden Önemli?
Hukukun üstünlüğü, bir devletin demokratik işleyişinin temel taşıdır; bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, keyfi uygulamaların engellenmesi ve toplumsal güvenin tesis edilmesi için vazgeçilmezdir. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, ülkelerin kalkınma endekslerinde hukukun üstünlüğü göstergelerini önemli bir ölçüt olarak kullanmaktadır. Türkiye'nin bu alandaki düşük puanları, yabancı yatırımcıların güvenini sarsabilir ve ülkenin uluslararası itibarına zarar verebilir. Prof. Dr. Tolga Şirin'in paylaştığı veriler, sadece bir istatistikten öte, toplumsal sözleşmenin zayıfladığının ve hukuk güvenliğinin giderek erozyona uğradığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Geleceğe Dönük Öneriler
Uzmanlar, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilebilmesi için kapsamlı bir yargı reformu, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıların kaldırılması ve hukuk devleti ilkelerine saygının siyasi irade tarafından benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Tolga Şirin de paylaşımında, "Hukuk devleti mücadelesi, toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla kazanılabilir; bu, geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır" ifadelerine yer verdi. Türkiye'nin bu tarihi gerileme tablosundan çıkması, siyasi iradenin yanı sıra sivil toplumun ve hukukçuların kararlılığına bağlı görünüyor.