Türkiye, 2035 yılına yönelik enerji dönüşümü stratejileri doğrultusunda elektrifikasyon altyapısı, yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer güç alanlarında yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın açıkladığı bu kapsamlı yol haritası, ülkenin enerji bağımlılığını azaltmayı ve karbon nötr hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor. Yatırımın büyük bölümü elektrik şebekelerinin modernizasyonuna, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin artırılmasına ve nükleer santral projelerine aktarılacak.
Elektrifikasyon altyapısına 100 milyar dolar
Planın en büyük kalemini oluşturan elektrifikasyon altyapısı için ayrılan 100 milyar dolar, mevcut şebekelerin genişletilmesi ve yenilenmesi, akıllı şebeke teknolojilerinin devreye alınması ve enerji depolama sistemlerinin kurulmasını kapsıyor. Bu yatırımlarla elektrikli araçların yaygınlaşması ve endüstriyel tüketimin artması karşısında şebeke dayanıklılığının artırılması hedefleniyor. Ayrıca, enerji verimliliği projelerine de öncelik verilecek.
Rüzgar ve güneşte kapasite artışı
Yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgar ve güneş enerjisi, toplam yatırımın 50 milyar dolarlık kısmını oluşturacak. Bu kapsamda mevcut rüzgar enerjisi kapasitesinin 12 GW'den 30 GW'a, güneş enerjisi kapasitesinin ise 10 GW'den 52 GW'a çıkarılması planlanıyor. Bu hedeflere ulaşmak için YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) projelerine ek olarak lisanssız üretim modelleri de desteklenecek. Ayrıca, deniz üstü rüzgar enerjisi (offshore) projeleri için ilk kez kapsamlı bir mevzuat çalışması yürütülüyor.
Nükleer enerji üçüncü sac ayağı
Nükleer enerji alanında, halihazırda inşası devam eden Akkuyu Nükleer Santrali'nin 2028 yılında tam kapasite devreye alınması ve ardından Sinop ve Trakya bölgelerinde yeni nükleer santrallerin kurulması öngörülüyor. Bu projeler, toplam nükleer kapasitenin 15 GW'e ulaşmasını hedefliyor. Yatırımın 50 milyar doları bu projelere ayrılırken, küçük modüler reaktörler (SMR) üzerine de Ar-Ge çalışmaları başlatılacak.
Enerji arz güvenliği ve gelecek beklentileri
Yetkililer, bu yatırımların ülkenin enerji arz güvenliğini kalıcı olarak tesis edeceğini ve cari açık üzerindeki yükü hafifleteceğini belirtiyor. Türkiye'nin doğal gaz ve petrolde dışa bağımlılığı, özellikle enerji ithalatının milli gelire oranı üzerinde baskı oluşturuyor; yenilenebilir ve nükleer enerjinin payının artmasıyla 2035'te bu oranın ciddi şekilde düşmesi bekleniyor.
Uzmanlar, 200 milyar dolarlık yatırım planının iddialı olduğunu ancak Türkiye'nin coğrafi konumu ve genç nüfusu açısından fırsatlar barındırdığını dile getiriyor. Özellikle güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve rüzgar açısından verimli Ege kıyıları, uluslararası yatırımcıların ilgisini çekiyor. Ancak, finansman modellerinin çeşitlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve bürokrasinin azaltılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine giden yolda bu yatırım hamlesi, sadece enerji sektörünü değil, aynı zamanda sanayiden ulaştırmaya kadar birçok alanı dönüştürecek bir katalizör niteliğinde. Devletin sağladığı teşvikler ve uluslararası yeşil finansman araçlarıyla desteklenen projeler, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin bölgesel enerji üssü olma hedefine önemli katkı sağlayacak.