Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2024-2026 dönemine ilişkin yol haritasını çizen Orta Vadeli Program'ı (OVP) kamuoyuna duyurdu. Küresel jeopolitik riskler ve savaşların etkileri göz önünde bulundurularak güncellenen programda, 2026 yılı için büyüme tahmini %3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon hedefi, milli gelir ve kişi başına düşen gelir gibi kritik makroekonomik hedefler de netleştirildi. Program, Türkiye'nin 2,2 trilyon dolarlık milli gelire ve 25 bin dolarlık kişi başı gelire ulaşma hedefini içeriyor.
OVP'nin Temel Makroekonomik Hedefleri
Orta Vadeli Program'a göre, Türkiye ekonomisinin 2024 yılında %4,4, 2025 yılında %4,5 ve 2026 yılında %3,3 büyümesi öngörülüyor. Enflasyon tarafında ise kademeli bir düşüş patikası çizildi. 2024 yıl sonu enflasyon tahmini %33, 2025 için %15,2 ve 2026 için %8,5 olarak açıklandı. Yılmaz, enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu yaparak, para ve maliye politikalarının koordineli bir şekilde yürütüleceğini belirtti.
Milli gelir hedefi, programın en dikkat çeken unsurlarından biri. 2024 yılında 1,2 trilyon dolar olması beklenen milli gelirin, 2025'te 1,4 trilyon dolara, 2026'da ise 2,2 trilyon dolara yükselmesi hedefleniyor. Kişi başına düşen milli gelirin ise 2024'te 13 bin dolar, 2025'te 15 bin dolar ve 2026'da 25 bin dolar seviyesine çıkarılması planlanıyor. Bu hedefler, Türkiye'nin dünya ekonomisindeki sıralamasını yükseltmeyi amaçlıyor.
İşsizlik oranının 2024'te %10,3, 2025'te %9,7 ve 2026'da %9,3 olması bekleniyor. İhracatın 2024'te 267 milyar dolar, 2025'te 287 milyar dolar ve 2026'da 310 milyar dolar; ithalatın ise sırasıyla 372 milyar dolar, 397 milyar dolar ve 417 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Cari açığın milli gelire oranının ise 2024'te %2,2, 2025'te %2,1 ve 2026'da %1,9'a gerilemesi öngörülüyor.
Küresel Riskler ve Yapısal Reformlar
Cevdet Yılmaz, programın küresel jeopolitik gelişmeler ve savaşların ekonomik etkileri dikkate alınarak hazırlandığını ifade etti. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gerilim ve küresel ticaret savaşları gibi faktörlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası yansımalarına karşı temkinli bir duruş sergilendiğini belirtti. Program, aynı zamanda yapısal reformları da içeriyor. Vergi adaletinin sağlanması, kayıt dışı ekonominin azaltılması, iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda adımlar atılacağı açıklandı.
OVP'de para politikasına ilişkin olarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı temel hedefi doğrultusunda bağımsız bir şekilde hareket edeceği vurgulandı. Faiz politikasında piyasa mekanizmalarının işletileceği ve enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürüleceği belirtildi. Maliye politikasında ise bütçe disiplininin korunacağı, kamu harcamalarının etkinleştirileceği ve vergi gelirlerinin artırılacağı ifade edildi.
Programın en önemli ayaklarından biri de istihdam. Genç işsizliğini azaltmaya yönelik politikalar, kadın istihdamını artırıcı teşvikler ve mesleki eğitim programları öncelikli alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca, teknoloji ve inovasyon odaklı büyüme stratejisi ile katma değerli üretimin artırılması hedefleniyor. Yılmaz, "Program, sadece makroekonomik dengeleme değil, aynı zamanda yapısal dönüşümü de kapsıyor" dedi.
Piyasa Beklentileri ve Uzman Görüşleri
Ekonomistler, OVP'deki büyüme ve enflasyon hedeflerinin gerçekçi olup olmadığı konusunda farklı görüşler belirtiyor. Bazı uzmanlar, 2026 için öngörülen %8,5 enflasyonun iddialı olduğunu, ancak sıkı para politikası ve yapısal reformlarla ulaşılabilir olduğunu ifade ediyor. Diğerleri ise küresel konjonktürün belirsizliğine dikkat çekerek, hedeflere ulaşmak için daha fazla çaba gerektiğini vurguluyor.
OVP'nin açıklanmasının ardından piyasalarda olumlu bir hava oluştu. Borsa İstanbul'da endeks yükseliş kaydederken, Türk lirası da değer kazandı. Tahvil faizlerinde ise düşüş görüldü. Yılmaz, programın güven ve istikrar ortamını güçlendireceğini ve yatırımcılar için öngörülebilirlik sağlayacağını belirtti.
Orta Vadeli Program, Türkiye'nin 2026 yılına kadar izleyeceği ekonomik politikaların çerçevesini çiziyor. Hedefler, hem iç hem de dış dengeleri gözeterek, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını amaçlıyor. Programın başarısı, küresel gelişmelere ve uygulanacak politikalara bağlı olacak.
Sonuç olarak, OVP'de yer alan 2,2 trilyon dolarlık milli gelir ve 25 bin dolarlık kişi başı gelir hedefleri, Türkiye'nin ekonomik vizyonunu yansıtıyor. Ancak bu hedeflere ulaşmak için enflasyonla mücadelede kalıcı başarı, yapısal reformların hayata geçirilmesi ve küresel risklere karşı dayanıklılık kritik önem taşıyor. Önümüzdeki üç yıl, Türkiye ekonomisinin rotasını belirleyecek.