Türkiye ekonomisi, 2024 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Bu sonuçla birlikte üst üste 23 çeyrektir kesintisiz büyüme sağlanmış oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, yıllıklandırılmış Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 1 trilyon 640 milyar dolar seviyesine ulaştı. Büyümenin ana itici gücü hanehalkı tüketim harcamaları olurken, net dış talep büyümeyi aşağı çekti. Uzmanlar, iç talebin canlılığına rağmen ihracattaki zayıflığın sürdürülebilir büyüme için risk oluşturduğunu belirtiyor.
Hanehalkı tüketimi büyümeye yön verdi
İlk çeyrek büyüme verilerine en büyük katkıyı hanehalkı tüketimi sağladı. Tüketim harcamaları yüzde 6,2 artarken, bu artış GSYH büyümesine 4,2 puan katkı yaptı. Devletin nihai tüketim harcamaları da yüzde 3,1 yükselişle büyümeyi destekledi. Öte yandan sabit sermaye yatırımları yüzde 1,9 artarken, makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 0,3'lük artış sınırlı kaldı. İnşaat yatırımları ise yüzde 5,3 ile daha güçlü bir performans sergiledi.
Dış ticaret tarafında ise ihracat yüzde 3,8 azalırken, ithalat yüzde 4,5 artış kaydetti. Net dış talep büyümeyi 1,9 puan aşağı çekti. Bu durum, cari açık üzerindeki baskıyı artıran bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ekonomistler, ihracattaki daralmanın küresel talep zayıflaması ve rekabetçilik sorunlarından kaynaklandığını vurguluyor.
Sektörel görünüm: Hizmetler öne çıktı
Sektörler bazında en yüksek büyüme yüzde 4,4 ile hizmetler sektöründe gerçekleşti. Onu yüzde 3,5 ile bilgi ve iletişim, yüzde 3,2 ile gayrimenkul faaliyetleri izledi. Sanayi sektörü yüzde 1,7, tarım ise yüzde 2,5 büyüdü. İnşaat sektöründeki yüzde 5,3'lük büyüme dikkat çekti. Finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 2,3 artış gösterdi. Kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerindeki büyüme yüzde 1,5 oldu.
Üretim yöntemiyle GSYH hesaplamalarında, toplam katma değer bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 arttı. İşgücü piyasası verileriyle uyumlu olarak, istihdamdaki artış büyümeye paralel seyretti. Ancak işsizlik oranındaki düşüş hızının yavaşlaması, büyümenin istihdam yaratma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Uzun dönemli büyüme trendi ve karşılaştırmalar
23 çeyrektir süren kesintisiz büyüme, Türkiye ekonomisi için tarihi bir başarı olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde kümülatif büyüme oranı yüzde 60'ın üzerine çıktı. 2019 yılı başında başlayan bu büyüme serisi, 2020'deki pandemi döneminde dahi kesintiye uğramadı. 2021'de yüzde 11,4, 2022'de yüzde 5,5 ve 2023'te yüzde 4,5 büyüme kaydedilmişti. Bu performans, Türkiye'yi gelişmekte olan ülkeler arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri haline getirdi. Ancak yüksek enflasyon ve kur volatilitesi, bu büyümenin kalitesi üzerinde tartışmalara yol açıyor.
Milli gelirin 1,64 trilyon dolara ulaşması, kişi başına milli geliri de yaklaşık 19.500 dolara yükseltti. Bu rakam, 2023 sonundaki 13.500 dolar seviyesine göre belirgin bir artışı ifade ediyor. Ancak bu artışta dolar kurundaki gerilemenin de etkisi olduğu unutulmamalı.
Ekonomi yönetimi, büyüme kompozisyonunu daha dengeli hale getirmek için yatırım ve ihracat odaklı politikalar üzerinde çalışıyor. Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında 2024 yılı büyüme hedefi yüzde 4,0 olarak belirtilmişti. Gerçekleşen ilk çeyrek büyümesi bu hedefin altında kalsa da, yılın kalan döneminde toparlanma bekleniyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşu ve mali disiplin çabaları, büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin büyüme performansını olumlu değerlendirirken, cari açık ve enflasyon gibi kırılganlıklara dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde, küresel faiz indirimleri ve jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri yakından izlenecek.