Dünya genelinde 174 ülkeyi kapsayan kapsamlı bir siyasi risk araştırması, ülkeleri hukukun üstünlüğü, demokrasi seviyesi ve eşitsizlik gibi temel göstergeler açısından sıraladı. Araştırmaya göre Türkiye, 'yüksek riskli' ülkeler arasında 9. sırada yer alarak, Afganistan'dan daha iyi ancak Sudan'dan daha kötü bir konumda bulunuyor.
Risk sıralaması nasıl yapıldı?
Uluslararası bağımsız bir araştırma kuruluşu tarafından hazırlanan rapor, ülkeleri yedi farklı kategoride değerlendirdi: hukukun üstünlüğü, yolsuzluk, demokratik kurumların gücü, ekonomik eşitsizlik, sosyal huzur, devlet kapasitesi ve siyasi istikrar. Her ülkeye 0 (en düşük risk) ile 100 (en yüksek risk) arasında bir puan verildi. Türkiye'nin toplam puanı 68,2 olarak hesaplanırken, bu ülkeyi 'yüksek riskli' kategorisine yerleştirdi.
Türkiye'nin karşılaştırması
Raporda en riskli ülkeler sırasıyla Sudan, Yemen, Suriye, Afganistan, Somali, Çad, Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyeti olarak sıralandı. Afganistan 89,7 puanla 4. sıradayken, Sudan 93,4 puanla listenin başında yer aldı. Türkiye ise 9. sırada bulunuyor. Öte yandan, en az riskli ülkeler Norveç, İsviçre, Yeni Zelanda ve İsveç olarak belirlendi. Bu ülkelerin puanları 12 ile 15 arasında değişiyor.
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, Türkiye'nin hukuk ve demokrasi alanında son on yılda ciddi bir gerileme yaşadığı yönünde. Rapora göre, 2013 yılında Türkiye 'orta riskli' kategorisinde yer alırken, 2025 itibarıyla 'yüksek riskli' gruba yükseldi.
Uzmanlar ne diyor?
Siyaset bilimci Prof. Dr. Ahmet Yıldız konuyla ilgili değerlendirmesinde, 'Bu sıralama, Türkiye'nin hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığının bir göstergesi. Demokrasi endekslerindeki düşüş, yabancı yatırımcılar için ülkemizi riskli hale getiriyor.' dedi. Ekonomist Dr. Dilek Kaya ise 'Siyasi riskin artması, enflasyon ve döviz kuru üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzun vadede bu tablo sürdürülemez.' şeklinde konuştu.
Raporun tam metninde, Türkiye'de yargı bağımsızlığının zayıfladığı, ifade özgürlüğünün baskı altında olduğu ve siyasi partiler arasındaki kutuplaşmanın derinleştiği vurgulanıyor. Ayrıca, gelir dağılımındaki adaletsizliğin toplumsal huzuru tehdit ettiği ifade ediliyor.
Bu bulgular, uluslararası yatırım kararlarını etkileyebileceği gibi, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde de olumsuz bir faktör olarak değerlendiriliyor. Dışişleri Bakanlığı ise rapora henüz resmi bir yanıt vermedi.