Türkiye, enerji sektöründe bugüne kadar büyük ölçüde yabancı olunan deniz üstü rüzgar enerjisi (offshore) için harekete geçti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ilk kez bu alanda yatırım yapılmasına olanak sağlayacak düzenlemeleri tamamlamak üzere. Bakanlık yetkilileri, 2025 yılı sonuna kadar deniz üstü rüzgar santralleri için ilk ihalelerin yapılmasını hedefliyor.
Yasal altyapı tamamlanıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, deniz üstü rüzgar enerjisi santrallerinin kurulması için gerekli yasal ve teknik altyapıyı oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, deniz alanlarının rüzgar enerjisi potansiyelinin belirlenmesi, çevresel etki değerlendirmesi ve lisanslama süreçlerine ilişkin mevzuat çalışmaları yürütülüyor. Önümüzdeki aylarda, deniz üstü rüzgar enerjisi ön lisans yönetmeliğinin Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.
Potansiyel 75-100 GW arasında
Türkiye'nin deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli, yapılan ön çalışmalara göre 75 ila 100 gigawatt (GW) arasında değişiyor. Özellikle Ege Denizi, Marmara Denizi ve Batı Karadeniz kıyıları yüksek potansiyel taşıyor. Enerji Bakanlığı, bu potansiyelin değerlendirilmesiyle Türkiye'nin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji payının önemli ölçüde artacağını belirtiyor.
Yatırım maliyeti ve geri dönüş
Deniz üstü rüzgar santrallerinin kurulum maliyeti kara santrallerine göre daha yüksek olsa da, daha yüksek kapasite faktörü sayesinde uzun vadede ekonomik olarak rekabetçi olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, ilk etapta kurulacak 1-2 GW'lık kapasitenin yatırım maliyetinin 2-3 milyar dolar arasında olabileceğini tahmin ediyor. Türkiye'nin 2035 yılına kadar deniz üstü rüzgar enerjisinde 5 GW kurulu güce ulaşması hedefleniyor.
Uluslararası deneyimler ve yerli sanayi
Dünyada deniz üstü rüzgar enerjisi en çok Avrupa'da yaygın. Birleşik Krallık, Almanya, Danimarka ve Hollanda toplam 30 GW'ın üzerinde kurulu güce sahip. Türkiye, bu ülkelerin deneyimlerinden yararlanmak için teknik iş birlikleri yürütüyor. Ayrıca yerli sanayinin bu alanda rekabetçi hale gelmesi için savunma ve gemi inşa sektörlerindeki firmaların potansiyel tedarikçi olarak değerlendirilmesi planlanıyor.
Çevresel ve sosyal etkiler
Deniz üstü rüzgar santrallerinin kurulacağı alanlarda balıkçılık, deniz trafiği ve kuş göç yolları gibi faktörler dikkate alınarak çevresel etki değerlendirmesi yapılıyor. Enerji Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve balıkçı kooperatifleriyle görüşmeler yürüterek olası olumsuz etkileri minimize etmeyi amaçlıyor.
Enerji sektörü temsilcileri, bu adımın Türkiye'nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağını ve ithal enerji bağımlılığını azaltacağını belirtiyor. Deniz üstü rüzgar enerjisine yönelik ilk adımlar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ancak yüksek yatırım maliyetleri ve altyapı ihtiyaçları, bu alanda atılacak adımların dikkatli planlanmasını gerektiriyor. Türkiye'nin bu potansiyeli hayata geçirmesi, enerji dönüşümünde kritik rol oynayabilir.