Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İLBANK ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen COP31 Yolunda İklim Dirençli Şehirler Zirvesi'nde önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, Türkiye'nin 2026'da düzenlenecek BM İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapma hedefini yineleyerek, bu süreçte atılan adımların meyvelerini toplamaya başladıklarını söyledi. Zirvede ayrıca, 'DOA'da (Doğal Afet ve Acil Durum Yönetimi) 100 milyon barajının aşıldığı' bilgisi paylaşıldı. Peki bu rakam ne anlama geliyor?
DOA'da 100 Milyon Barajı ve Anlamı
Bakan Kurum'un açıkladığı verilere göre, Türkiye genelinde afet risklerine karşı geliştirilen projeler kapsamında DOA'da 100 milyon kişiye ulaşan bir farkındalık ve hazırlık seviyesine ulaşıldı. Bu sayı, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün afetlere karşı bilinçlendirilmesi ve dirençli kentler inşa edilmesi hedefinde kaydedilen devasa bir ilerlemeyi simgeliyor. Bakan, "DOA'da 100 milyon barajını aşmak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumada kritik bir eşik. Bu, sadece bir istatistik değil; her bir bireyin afet anında ne yapacağını bilmesi demek" dedi.
COP31 Yolunda İklim Dirençli Şehirler Zirvesi
İLBANK tarafından organize edilen zirve, yerel yönetimlerin iklim değişikliğine uyum kapasitelerini artırmayı amaçlıyor. Zirveye Türkiye'nin dört bir yanından belediye başkanları, il genel meclisi üyeleri ve şehir plancıları katıldı. Bakan Kurum, konuşmasında şehirlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin önemine vurgu yaparak, "İklim değişikliği sadece çevresel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir güvenlik meselesidir. Bu zirve, şehirlerimizin bu yeni gerçekliğe hazırlanması için bir dönüm noktası olacak" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin COP31 Adaylığı ve Uluslararası Boyut
Türkiye, 2026 yılında yapılacak COP31'e ev sahipliği yapmak için resmi adaylığını açıklamıştı. Bakan Kurum, bu adaylığın Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını gösterdiğini belirtti. "COP31, ülkemizin yeşil kalkınma vizyonunu dünyaya tanıtmak için eşsiz bir fırsat. Bu organizasyonla tarihi bir sorumluluk üstleniyoruz. Amacımız, sadece bir konferansa ev sahipliği yapmak değil; iklim krizine karşı küresel mücadelede öncü ülkelerden biri olduğumuzu göstermek" dedi. Türkiye'nin adaylığı, Doğu Avrupa Grubu ülkeleri arasında rekabetçi bir sürece işaret ediyor; ancak Ankara'nın son yıllarda yaptığı atılımlar, uluslararası platformlarda takdir topluyor.
İklim Dirençli Şehirler ve Yatırımlar
Zirvede ayrıca, İLBANK'ın iklim dostu projelere sağladığı finansal destekler masaya yatırıldı. Bakan Kurum, belediyelere yönelik hibe ve kredi programları hakkında bilgi vererek, "İLBANK olarak, yerel yönetimlerin iklim değişikliğine uyum projelerine bugüne kadar 100 milyon liranın üzerinde kaynak aktardık. Bu yatırımlar, şehirlerimizin altyapısını güçlendirirken, karbon ayak izini azaltmaya yönelik adımları da hızlandıracak" dedi. Ayrıca, yenilenebilir enerji, su yönetimi ve yeşil alan projelerine öncelik verileceğini vurguladı.
Gelecek Perspektifi ve Türkiye'nin Yol Haritası
Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, şehirlerin dönüşümü kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, DOA'daki 100 milyon eşiğinin aşılmasının, afet yönetiminde toplumsal bir bilinç oluştuğunu gösterdiğini ancak bunun sürekli kılınması gerektiğini belirtiyor. Bakan Kurum, "Önümüzdeki dönemde iklim değişikliğine uyum çalışmalarını ülke genelinde yaygınlaştıracağız. Her ilimizde, her ilçemizde dirençli şehirler inşa edene kadar durmayacağız" diye konuştu. Türkiye'nin COP31 adaylığı, sadece bir organizasyon başarısı değil; aynı zamanda gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma kararlılığının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.