Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği ihlal kararının ardından sarf ettiği sözler, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çekilip çekilemeyeceği tartışmasını alevlendirdi. Uçum'un "AİHM de artık haddini bilsin" şeklindeki açıklaması, hukuk çevrelerinde geniş yankı bulurken, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan'dan da tepki gecikmedi. Tartışma, Türkiye'nin uluslararası hukuk yükümlülükleri ve iç hukuk düzenlemeleri açısından kritik bir dönemeçte yaşanıyor.
Uçum'un Açıklamaları ve Hukuki Boyut
Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, AİHM'in Osman Kavala kararını "Türkiye aleyhine siyasi bir karar" olarak nitelendirdi ve "Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı yetkisi, dışarıdan gelecek hiçbir müdahaleyle zedelenemez" ifadelerini kullandı. Bu sözler, bazı hukukçular tarafından AİHS'ten çekilme sinyali olarak yorumlanırken, hükümete yakın isimler ise açıklamanın sadece "tepki" niteliğinde olduğunu savunuyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 58. maddesi, bir taraf devletin sözleşmeyi feshetme hakkını düzenliyor. Buna göre, bir ülke ancak sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren beş yıl sonra ve altı aylık bir ihbar süresiyle çekilebiliyor. Türkiye, Sözleşme'ye 1954 yılında taraf olduğu için bu şartı karşılıyor. Ancak uzmanlar, çekilmenin hukuki ve siyasi sonuçlarının ağır olacağına dikkat çekiyor.
Erinç Sağkan'dan Sert Tepki
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Uçum'un açıklamalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Türkiye'nin AİHM'den çekilmesi demek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin güvencesinden vazgeçmek demektir. Bu, ülkemizin hukuk devleti ilkesinden uzaklaşması anlamına gelir" dedi. Sağkan, AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'nin bu kararları uygulamakla yükümlü olduğunu ve çekilmenin uluslararası toplumda güvenilirliği zedeleyeceğini" ifade etti. TBB Başkanı, hükümete çağrıda bulunarak, "Hukuktan uzaklaşmak yerine, hukukun üstünlüğünü güçlendirecek adımlar atılmalıdır" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin AİHM ile Geçmişi ve Kavala Kararı
Türkiye, AİHM kararları konusunda zaman zaman tartışmalı bir geçmişe sahip. Geçtiğimiz yıllarda, özellikle 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde alınan kararlar nedeniyle AİHM'e yapılan başvurularda artış yaşanmıştı. AİHM, 2019'da Osman Kavala'nın tutukluluğunun uzun sürmesini hak ihlali olarak değerlendirerek Türkiye'yi tazminata mahkum etmişti. Ancak Türkiye, bu kararı uygulamamış ve Kavala hakkında yeni bir iddianame hazırlanmıştı. AİHM Büyük Dairesi, 2022'de verdiği kararla da Türkiye'nin Sözleşme'nin 46. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Bu karar, Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulamaması nedeniyle Avrupa Konseyi'nde ihlal prosedürü başlatılmasına yol açmıştı.
Çekilme İhtimali ve Uluslararası Sonuçları
Türkiye'nin AİHS'ten çekilmesi durumunda, bireysel başvuru hakkı ortadan kalkacak ve Türk vatandaşları hak ihlalleri için AİHM'e başvuramayacak. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyeliği de tartışılır hale gelebilir. Sözleşme, Avrupa Konseyi'nin temel metinlerinden biri olduğu için, çekilme halinde Türkiye'nin konseydeki konumu zayıflayabilir. Uzmanlar, böyle bir adımın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecini de olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Öte yandan, hükümete yakın bazı isimler, AİHM kararlarının "çifte standart" içerdiğini savunarak, çekilmenin bir egemenlik meselesi olduğunu ifade ediyor. Bu tartışmalar, Türkiye'nin iç siyasetinde olduğu kadar dış politikada da yeni bir gerilim unsuru oluşturuyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Türkiye'nin AİHS'ten çekilmesi, hukuki ve siyasi açıdan oldukça riskli bir adım olur. Böyle bir karar, ülkenin uluslararası alandaki kredibilitesini sarsarken, iç hukukta da ciddi belirsizliklere yol açabilir. AİHM kararlarının bağlayıcılığı, Türkiye'nin de taraf olduğu Sözleşme'nin temelini oluşturuyor. Bu nedenle, hükümetin bu yönde bir adım atmaktan kaçınması gerektiği değerlendiriliyor. Mehmet Uçum'un açıklamaları, muhtemelen hükümetin iç kamuoyuna yönelik bir mesajı olarak okunmalı; ancak resmi bir çekilme kararı henüz gündemde görünmüyor. Türkiye'nin hukuk devleti ilkesine bağlılığını göstermesi, hem içerde hem dışarıda güven tesis etmek açısından önem taşıyor.