Türkiye ve aralarında Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Fas, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in bulunduğu 8 ülke, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında uygulamayı planladığı “E1” yerleşim projesine ortak tepki gösterdi. Ülkelerin dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklamada, Doğu Kudüs’ün doğusunda yer alan ve Filistinlilerin yaşam alanlarını doğrudan tehdit eden E1 planı kategorik olarak reddedildi. Açıklamada, planın derhal durdurulması ve bölgedeki demografik yapının değiştirilmesine yönelik her türlü girişimin uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı.
E1 Planı Nedir?
E1 (East 1) olarak bilinen bölge, Doğu Kudüs’ün hemen doğusunda, Maale Adumim yerleşimi ile Kudüs arasında kalan yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. İsrail’in bu bölgede yaklaşık 3 bin 500 konutluk yeni bir Yahudi yerleşimi inşa etmeyi planladığı biliniyor. Uzmanlar, bu planın hayata geçirilmesi halinde Doğu Kudüs ile Batı Şeria’nın kuzeyi arasındaki bağlantının kesileceğini, Filistinlilerin aralıksız bir coğrafyada yaşama umutlarının yok olacağını belirtiyor. Dolayısıyla E1 projesi, iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Ortak Açıklamanın Detayları
Ortak açıklamada, İsrail’in bu adımının bölgedeki istikrarı bozduğu, uluslararası hukuku ihlal ettiği ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamada, “E1 planı, iki devletli çözümü ve kalıcı barışı baltalamaktadır. Bu planın derhal durdurulması gerekmektedir” denildi. Ayrıca, İsrail’i uluslararası toplumun ortak iradesine saygı göstermeye çağıran 8 ülke, Filistin halkının meşru haklarının korunması konusunda kararlı olduklarını bildirdi. Bu çerçevede, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) konuya ilişkin kararlarına atıfta bulunuldu.
Uluslararası Tepkiler ve Arka Plan
İsrail’in yerleşim politikalarına yönelik tepkiler yalnızca bu 8 ülkeyle sınırlı değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Filistin topraklarındaki tüm yerleşim faaliyetlerini “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak nitelendiriyor. Avrupa Birliği de defalarca İsrail’i yerleşimleri durdurması konusunda uyarmış, ancak ABD yönetiminin bazı dönemlerde İsrail’e verdiği destek, uluslararası baskının etkisini sınırlamıştır. Son dönemde İsrail hükümetinin aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısıyla E1 planını hızlandırması, Filistin yönetiminin yanı sıra bölge ülkelerinin de sert tepkisine neden oluyor.
Türkiye’nin Tutumu
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik girişimleriyle, Doğu Kudüs’ün statüsünün korunması ve Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası için önemi sürekli gündemde tutuluyor. Türk Dışişleri Bakanlığı daha önce de İsrail’in yerleşim faaliyetlerini kınayan açıklamalar yapmış, Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olduğunu yinelemişti. Bu ortak açıklamada da Türkiye’nin etkin rol oynadığı, özellikle İslam ülkeleri arasında birliği sağlama çabası dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu ortak tepki, bölgesel dengeler açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Özellikle İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecine giden Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in de bu açıklamada yer alması, İsrail’in Filistin politikalarının normalleşme süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine işaret ediyor. Filistin yönetimi ise bu ortak açıklamayı memnuniyetle karşılarken, daha somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Filistin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu tutum, Arap ve İslam dünyasının Filistin halkının yanında olduğunu göstermektedir. Ancak sözler eyleme dönüşmeli, İsrail’e yönelik ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Sonuç ve Değerlendirme
İsrail’in E1 planı, sadece Filistinlilerin yaşam alanlarını değil, bölgesel barış sürecini de hedef alan bir adım. 8 ülkenin ortak tepkisi, bu konudaki uluslararası konsensüsün bir yansıması olarak okunabilir. Ancak, geçmişte BM kararları ve birçok ülkenin kınamasına rağmen İsrail’in yerleşim faaliyetlerini sürdürdüğü göz önüne alındığında, bu tür diplomatik protestoların yeterli olmadığı açıktır. Kalıcı barışın sağlanması için, İsrail’in uluslararası hukuka saygı göstermesi ve 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü kabul etmesi gerekmektedir. Türkiye ve bölge ülkelerinin bu ortak duruşu, Filistin davasının uluslararası gündemde canlı tutulması açısından önemli olmakla birlikte, kalıcı çözüm için daha kapsamlı diplomatik ve hukuki girişimlere ihtiyaç duyulmaktadır.