Türkiye'nin savunma sanayiinde yerlilik ve millilik hamlesi yeni bir eşiğe ulaştı. Erzurum'da düzenlenen Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Bölge Temsilciliği açılışında konuşan TSKGV Genel Müdürü, yerlilik payının yüzde 83'e yükseldiğini açıkladı. Bu oran, Türk savunma sanayii tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor. Açıklamada, son yıllarda yapılan yerli üretim hamleleri ve teknoloji transferleri sayesinde bu başarının elde edildiği vurgulandı. Peki, bu rekor nasıl kırıldı? İşte detaylar...
Yerlilik payındaki artışın arkasındaki dinamikler
Türk savunma sanayii, son 20 yılda önemli bir dönüşüm geçirdi. Özellikle 2000'li yılların başında başlayan yerli üretim atağı, bugün yüzde 80'lerin üzerindeki yerlilik oranıyla sonuçlandı. TSKGV Genel Müdürü, yaptığı açıklamada, bu başarının; Ar-Ge yatırımları, özel sektörün katılımı ve üniversite-sanayi iş birliği sayesinde elde edildiğini belirtti. Ayrıca, savunma sanayiinde kullanılan birçok kritik bileşenin artık Türkiye'de üretildiğini ifade etti.
Erzurum'da açılan TSKGV Bölge Temsilciliği, bu dönüşümün bir parçası olarak değerlendiriliyor. Temsilciliğin, bölgedeki savunma sanayii firmalarına destek olması ve yerel üretimi artırması bekleniyor. Törende konuşan yetkililer, bu tür bölgesel yapılanmaların, yerlilik oranını daha da yukarılara taşıyacağını dile getirdi. Ayrıca, TSKGV'nin faaliyetleri sayesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyduğu sistemlerin yerli imkânlarla karşılanmasının hedeflendiği aktarıldı.
Yüzde 83'lük oran ne ifade ediyor?
Yüzde 83'lük yerlilik payı, Türk savunma sanayii ürünlerinin büyük çoğunluğunun ülke içinde tasarlandığı ve üretildiği anlamına gelmektedir. Bu oran, sadece silah sistemlerini değil, aynı zamanda elektronik donanımları, yazılımları ve alt bileşenleri de kapsamaktadır. Uzmanlar, bu rakamın Türkiye'yi, savunma sanayiinde dışa bağımlılığını en aza indiren ülkeler arasına soktuğunu belirtiyor. Özellikle İnsansız Hava Araçları (İHA), Milli Muharip Uçak (KAAN) ve milli gemiler gibi projelerde elde edilen başarı, bu oranın artmasında kritik rol oynadı.
Türk savunma sanayii ihracatı da bu gelişmeye paralel olarak artış gösterdi. 2024 yılı itibarıyla savunma ve havacılık sektörü ihracatının 7 milyar doların üzerine çıktığı belirtiliyor. Yerli üretim oranındaki artış, ihracat ürünlerinin katma değerini de yükseltmektedir. Türkiye, artık sadece montaj değil, tamamen yerli tasarım ürünleriyle dünya pazarında rekabet ediyor. Bu durum, ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor.
Savunma sanayiindeki bu dönüşüm, aynı zamanda istihdama da olumlu yansıdı. Sektörde çalışan mühendis ve teknik personel sayısı her geçen yıl artıyor. Savunma sanayii, bugün on binlerce kişiye doğrudan, yüz binlerce kişiye dolaylı istihdam sağlıyor. Bu durum, gençlerin mühendislik gibi teknik alanlara yönelmesine de teşvik ediyor.
Sonuç olarak, Türk savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 83'e ulaşması, yalnızca bir başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık yolculuğunda atılan önemli bir adımdır. Bu rekor, savunma sanayii ekosisteminin ne kadar güçlendiğini gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönemde, yerlilik oranının daha da artırılması ve yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi hedefleniyor. Bu vizyon, Türkiye'yi küresel savunma sanayiinde söz sahibi bir ülke haline getirecektir.