Zorlu sınamalardan geçen Avrupa Birliği'nin en önemli konu başlıklarından biri güvenlik. Bu noktada Türk savunma sanayii, AB'nin stratejik körlükten kurtulması için kritik bir rol oynayabilir. Ancak bazı AB üyeleri, kendi çıkarları için Birliğin geleceğini riske atarak Ankara karşıtı pozisyon almayı sürdürüyor. Türkiye ile ikili anlaşmazlıklarını AB'nin güvenlik çıkarlarının önüne koyan bu ülkeler, aslında Avrupa'nın kendisine zarar veriyor.
AB'nin güvenlik açmazı ve Türkiye faktörü
Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve terörizmle mücadele gibi başlıklar, AB'nin savunma alanında daha bağımsız ve etkin bir strateji geliştirmesini zorunlu kılıyor. Türkiye, bu bağlamda sahip olduğu güçlü savunma sanayii altyapısı, İHA/SİHA teknolojileri, kara araçları ve deniz platformlarıyla AB için önemli bir ortak. Özellikle Bayraktar TB2 gibi silahlı insansız hava araçları, Ukrayna'da etkinliğini kanıtlamış durumda. Ayrıca Türkiye, bir NATO müttefiki olarak AB'nin güvenlik mimarisinde tamamlayıcı bir unsur. Buna rağmen, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve Fransa gibi ülkeler, Türkiye'ye yönelik ambargo ve kısıtlamaları devreye sokarak AB'nin dış politika tutarlılığını zedeliyor.
Türk savunma sanayiinin yükselişi
Son yıllarda Türkiye, savunma sanayiinde yerlilik oranını %80'lere çıkardı. ASELSAN, TAI, Roketsan ve BMC gibi firmalar, küresel pazarda söz sahibi haline geldi. 2023 yılında Türk savunma ihracatı 5,5 milyar doları aştı. Özellikle kara araçlarında (Altay tankı, Ejder Yalçın) ve deniz platformlarında (MİLGEM korvetleri) önemli başarılar elde edildi. Ayrıca hava savunma sistemleri (SİPER, HİSAR) ve uzay teknolojileri (Türksat, Göktürk) alanında da ilerleme kaydediliyor. Bu kapasite, AB'nin ihtiyaç duyduğu güvenlik çözümleri için bir alternatif sunuyor. Avrupa Savunma Ajansı verileri, AB'nin 2030 yılına kadar savunma harcamalarını 70 milyar euro artırmayı planladığını gösteriyor. Türkiye, bu pastadan pay alabilecek potansiyele sahip.
Siyasi engeller ve stratejik sonuçlar
AB içinde Türkiye karşıtı blok, özellikle Doğu Akdeniz ve Ege'deki kıta sahanlığı ihtilafları nedeniyle Ankara'yı dışlama politikası izliyor. 2020'de Fransa liderliğinde başlatılan Doğu Akdeniz Forumu'na Türkiye davet edilmedi. Benzer şekilde, AB'nin savunma fonlarından (Avrupa Savunma Fonu) Türkiye'nin yararlanması engelleniyor. Ancak bu tutum, AB'nin güvenlik açıklarını derinleştiriyor. Örneğin, Afrika'da terörle mücadele, düzensiz göç ve enerji güvenliği gibi konularda Türkiye'nin iş birliği hayati önem taşıyor. AB'nin Türkiye'yi dışlaması, Çin ve Rusya'nın bölgede etkisini artırmasına yol açıyor.
Türk savunma sanayiinin potansiyeli, AB'nin stratejik özerklik hedefiyle de örtüşüyor. Avrupa, kendi savunmasında ABD'ye bağımlılığı azaltmak isterken, Türkiye gibi güçlü bir müttefiki göz ardı etmek kısa görüşlülük olacaktır. Sonuç olarak, AB'nin Türkiye ile yapıcı bir diyalog kurması, sadece kendi güvenliği için değil, küresel dengeler açısından da kritik. Türk savunma sanayii, AB'yi stratejik körlükten kurtaracak anahtar olabilir; yeter ki siyasi engeller aşılabilsin.