Türk Lirası'nın bankacılık sistemindeki toplam mevduat içindeki payı, yatırımcı güvenindeki belirgin iyileşmeyle birlikte tarihi bir seviyeye ulaştı. Son verilere göre, TL mevduatın payı üç yıl gibi kısa bir sürede iki kat artarak yüzde 62'ye dayandı. Bu gelişme, ekonomik istikrarın güçlendiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, kur korumalı mevduat (KKM) hesabının payı ise yüzde 26.2'den sıfır noktasına gerileyerek uygulamanın sona erdiğini ortaya koydu.
Yatırımcı Güveni TL'ye Yöneltti
Merkez Bankası'nın açıkladığı haftalık verilere göre, toplam mevduatın içinde TL'nin payı yüzde 62 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Bu oran, Ocak 2022'de yüzde 31 civarındaydı. Üç yıllık süreçte yaşanan bu hızlı artış, yatırımcıların dövizden TL'ye geçişini hızlandırdı. Özellikle 2023 yılında uygulanmaya başlanan sıkı para politikası ve makroihtiyati önlemlerin etkisiyle, vatandaşların ve kurumların TL varlıklara olan ilgisi arttı.
Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesinde enflasyondaki düşüşün ve kur istikrarının belirleyici olduğunu vurguluyor. Yıl sonunda enflasyonun tek haneli rakamlara gerilemesi beklenirken, TL mevduat faizlerinin reel getiri sağlaması da yatırımcıları cezbetti. Bankacılık sektörü yetkilileri, TL mevduatın artışının bankaların fonlama maliyetlerini düşürdüğünü ve kredi kanallarının daha sağlıklı çalışmasına katkı sağladığını belirtiyor.
Kur Korumalı Mevduatta Sıfırlanma
Kur korumalı mevduat hesabı, 2021 yılı sonunda döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı yatırımcıları korumak amacıyla devreye alınmıştı. Uygulamanın başlangıcında toplam mevduat içindeki payı yüzde 26.2'ye kadar ulaşmıştı. Ancak alınan kararlarla KKM'ye yeni girişler durduruldu ve vadesi gelen hesapların TL'ye dönüşümü teşvik edildi. Bugün itibarıyla KKM hesaplarının toplam mevduat içindeki payı neredeyse sıfırlandı.
Bu dönüşüm, ekonominin dolarizasyondan arındırılması açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Merkez Bankası verilerine göre, KKM bakiyesi Ağustos 2023'te 3.4 trilyon TL ile zirve yapmışken, şu anda bu rakamın yok denecek kadar az olduğu ifade ediliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, KKM'nin maliyeti azalttığını ve bütçe üzerindeki yükü hafiflettiğini dile getiriyor.
Bankacılık Sistemi Güçleniyor
TL mevduatın artması, bankaların bilançolarını da olumlu etkiledi. Döviz yükümlülüklerinin azalması, bankaların kur riskini düşürürken, sermaye yeterlilik oranlarının güçlenmesine katkı sağladı. Aynı zamanda, TL mevduatın maliyetinin döviz mevduata kıyasla daha düşük olması, bankaların kredi faizlerini aşağı çekmesine olanak tanıdı. Bu durum, reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştırarak ekonomik büyümeyi destekliyor.
Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, toplam mevduat büyüklüğü son bir yılda yüzde 40 artarken, TL mevduatın bu büyümedeki payı dikkat çekiyor. Özelleştirme ve yapısal reformlarla birlikte, yabancı yatırımcıların da TL varlıklara ilgisi arttı. Bu durum, ülke risk priminin düşmesine ve kredi notu görünümünün iyileşmesine katkı sağladı.
Geçmişten Gelen Dersler ve Gelecek Perspektifi
Türkiye ekonomisi, tarihsel olarak yüksek dolarizasyon sorunuyla mücadele etti. 2000'li yılların başında döviz mevduatın payı yüzde 60'lara ulaşmıştı. 2001 krizi sonrası alınan önlemlerle bu oran düşürülmeye çalışıldı, ancak 2018 ve 2021'deki kur şokları yeniden dolarizasyonu artırmıştı. Şimdi ise uygulanan politikalar sayesinde TL'ye dönüşümün kalıcı olması hedefleniyor.
Uzmanlar, TL mevduatın payının yüzde 62'ye çıkmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, kalıcılık için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, yapısal reformların tamamlanması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, TL'nin güvenilirliğini artıracak ve bu eğilimi destekleyecektir. Ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde de TL mevduatı teşvik edici adımlar atması bekleniyor.
Sonuç olarak, Türk Lirası'nın mevduattaki tarihi yükselişi, ekonomik güvenin tesis edildiğinin bir göstergesi. Ancak bu başarının sürdürülebilir olması, makroekonomik istikrarın korunmasına ve enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesine bağlı. Önümüzdeki dönemde atılacak doğru adımlarla TL'nin itibarının daha da artması ve ülke ekonomisinin güçlenmesi mümkün görünüyor.