TÜRK-İŞ tarafından her ay düzenli olarak yayımlanan açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının haziran ayı sonuçları belli oldu. Buna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken minimum gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı, haziranda 14.028 TL olarak hesaplandı. Gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık gibi diğer temel ihtiyaçları da kapsayan yoksulluk sınırı ise 45.686 TL oldu. Mutfak enflasyonundaki artış hızı bir önceki aya göre nispeten yavaşlamakla birlikte yüksek fiyat seviyeleri ve asgari ücrete ek zam yapılmaması çalışanların geçim sıkıntısını derinleştiriyor.
Açlık ve yoksulluk sınırındaki değişim
TÜRK-İŞ verilerine göre, haziran ayında açlık sınırı mayıs ayına kıyasla %2,12 oranında artarken, yoksulluk sınırı %2,45 yükseldi. Yıllık bazda ise açlık sınırındaki artış %56, yoksulluk sınırındaki artış ise %55 seviyesinde gerçekleşti. Araştırmada, özellikle gıda fiyatlarındaki artışın mutfak bütçelerini zorladığı belirtildi. Süt, yoğurt, peynir grubunda %3,3; et, tavuk, balık grubunda %2,8; ekmek ve unlu mamullerde %1,5 oranında fiyat artışı kaydedildi. Sebze ve meyve fiyatları ise mevsimsel etkilerle nispeten sakin kalırken, bakliyat ve yağlı tohumlarda belirgin bir artış yaşanmadı. Raporda, en düşük fiyat artışının %0,6 ile katı yağ ve bitkisel sıvı yağ grubunda görüldüğü ifade edildi.
Asgari ücret ve çalışanların durumu
Haziran ayında geçerli olan net 11.402 TL'lik asgari ücret, açlık sınırının 2.626 TL altında kalırken, yoksulluk sınırının dörtte birine dahi ulaşamıyor. Bu durum asgari ücretli bir çalışanın temel gıda ihtiyacını bile tek başına karşılamakta zorlandığını ortaya koyuyor. TÜRK-İŞ yetkilileri, asgari ücrete bir an önce ara zam yapılması gerektiğini vurgularken, mevcut ücretin açlık sınırının altında kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Çalışanların satın alma gücünün her geçen gün eridiğine dikkat çeken sendika, hükümete çağrıda bulunarak enflasyon karşısında ücretlerin korunması için acil adımlar atılmasını talep ediyor. Araştırmada ayrıca, İstanbul dışındaki büyükşehirlerde ve kırsal kesimde gıda fiyatlarının daha düşük olduğu, ancak ulaşım ve konut gibi diğer giderlerin toplam harcamaları yukarı çektiği kaydedildi.
TÜRK-İŞ'in açıkladığı bu veriler, Türkiye'deki yüksek enflasyonun hane halkı üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde seyretmesi, dar gelirli kesimler için beslenme sorununu kronik hale getiriyor. Merkez Bankası'nın faiz indirimleriyle büyümeyi teşvik etme politikası, enflasyonun kalıcı olarak düşmesini engelliyor. Ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalması ise gelir dağılımındaki bozulmayı derinleştiriyor. Çözüm için yapısal reformların yanı sıra kısa vadede asgari ücrete yapılacak bir ara zam ve gıda ürünlerinde KDV indirimi gibi önlemler gündeme geliyor. Ancak mevcut ekonomik görünüm, önümüzdeki aylarda da açlık ve yoksulluk sınırının yükselmeye devam edeceğine işaret ediyor. Rapora göre son bir yılda gıda fiyatlarındaki ortalama artış %54,5 olurken, en yüksek artış %81,6 ile şeker, bal, reçel ve tatlı gibi gıdalarda görüldü. En düşük artış ise %31,3 ile bakliyat grubunda kaydedildi. TÜRK-İŞ'in araştırması, toplumun satın alma gücünde yaşanan erimeyi ve sosyal adaletsizliği net bir tablo halinde sunuyor.