Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılında Bakü’de düzenlenen 14. Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu, 15 ülkeden bilim insanlarını bir araya getirerek Türk dünyasının ortak tarih, dil ve kültür mirasını bilimsel gündemin merkezine taşıdı. Etkinlik, Türkoloji ve Altay araştırmalarında yeni iş birliklerinin kapısını araladı.
Türkoloji’nin 100. Yılında Anlamlı Buluşma
Sempozyum, 1926’da Bakü’de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı’nın yüzüncü yıl dönümü anısına düzenlendi. O dönemde alınan kararlar, Türk dilinin ortak alfabesi ve araştırma yöntemleri açısından dönüm noktası olmuştu. Bugünkü sempozyum ise geçmişten gelen bu mirası çağdaş bilimsel yöntemlerle yeniden ele almayı amaçladı.
Azerbaycan’ın başkenti Bakü, ev sahipliği yaptığı etkinlikle Türk dünyasının bilim hafızasını canlandırdı. Sempozyuma Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Macaristan, Moğolistan, Rusya Federasyonu’na bağlı özerk cumhuriyetler, İran, Afganistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Gürcistan, Ukrayna ve Polonya’dan akademisyenler katıldı. 15 ülkeden gelen bilim insanları, üç gün süren oturumlarda 80’i aşkın bildiri sundu.
Altay Dilleri ve Ortak Köken Tartışmaları
Sempozyumun ana temalarından biri, Altay dilleri teorisi ve bu teorinin Türkoloji’deki yeriydi. Katılımcılar, Türkçe, Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korece arasındaki olası akrabalık ilişkilerini güncel dilbilim verileri ışığında tartıştı. Genetik, arkeoloji ve dilbilim disiplinlerinin kesişim noktalarında yürütülen çalışmalar, göç yolları ve kültürel etkileşim konusunda yeni perspektifler sundu.
Özellikle Orhun Yazıtları’nın dijital ortama aktarılması ve yapay zekâ destekli metin çözümleme yöntemleri, genç araştırmacıların ilgisini çekti. Sempozyumda ayrıca Türk lehçeleri arasında ortak bir bilim dili oluşturulmasına yönelik öneriler dile getirildi.
Kültürel Miras ve Gelecek Nesiller
Etkinliğin son gününde düzenlenen panellerde, Türk dünyasında ortak ders kitapları ve müfredat geliştirilmesi fikri öne çıktı. Bilim insanları, Türkoloji araştırmalarının sadece akademik bir uğraş olmadığını, aynı zamanda kültürel sürekliliğin teminatı olduğunu vurguladı. Bakü’de alınan kararlar doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda ortak arşiv projeleri ve değişim programlarının hayata geçirilmesi planlanıyor.
Sempozyumun kapanışında, bir sonraki toplantının 2025’te Kazakistan’ın Türkistan şehrinde yapılması kararlaştırıldı. Bu karar, Türk dünyasının bilim diplomasisinde sürekliliği sağlama yolunda somut bir adım olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme
Bakü’deki sempozyum, Türk dünyasının ortak bilim hafızasını yalnızca geçmişe hapsetmeyip geleceğe taşıma iradesini gösterdi. 100 yıl önce atılan temellerin bugün uluslararası düzeyde karşılık bulması, Türkoloji’nin dinamizmini ortaya koyuyor. Ancak bu tür etkinliklerin kalıcı etki yaratması için alınan kararların uygulamaya geçirilmesi ve genç araştırmacıların sürece aktif katılımı kritik önem taşıyor. Bilim diplomasisi, siyasi dalgalanmalardan bağımsız olarak Türk dünyasını bir arada tutan en sağlam köprülerden biri olmaya devam edecek.