Türk sinemasının kadim destanları yeterince işlemediği, bu boşluğun kültürel bir eksiklik yarattığı belirtiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın destekleriyle hazırlanan raporda, özellikle Homeros'un Odysseia destanının 2 bin 700 yıl önce yazıldığı ama Türk destanlarının daha eski ve zengin bir anlatı birikimine sahip olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, bu alandaki çalışmaların artması gerektiğini söylüyor.
Destanlar sinemanın temel taşıdır
Dünya sineması, Antik Yunan destanlarından İskandinav mitolojisine kadar pek çok anlatıyı beyaz perdeye taşırken, Türk sinemasının bu konuda geride kaldığı ifade ediliyor. Oğuz Kağan, Ergenekon, Manas gibi destanların sinemada hak ettiği yeri bulamadığını belirten kültür tarihçileri, bu durumun milli kimlik ve kültürel miras açısından kayıp olduğunu dile getiriyor. Sinema yazarları, "Her millet kendi destanını anlatırken Türk sinemacıları sessiz kaldı" yorumunu yapıyor.
Bağlam ve arka plan
Bu tartışma, geçtiğimiz aylarda Ankara'da düzenlenen Uluslararası Sinema ve Kültür Sempozyumu'nda daha da alevlendi. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Ahmet Yıldız, "Türk destanları sadece tarih değil, aynı zamanda evrensel insanlık hikayeleridir. Sinemamız bu zenginliği görmezden geliyor" dedi. Öte yandan, son dönemde TRT ve Kültür Bakanlığı'nın desteklediği bazı projelerde Oğuz Kağan ve Dede Korkut hikayelerinin animasyon filmi olarak çekilmesi umut verici bulunuyor. Ancak hala sinema sektörünün bu alana yeterli ilgiyi göstermediği, yapımcıların daha çok korku ve komedi türlerine yöneldiği biliniyor. Türk sinemasının uluslararası arenada rekabet edebilmesi için özgün hikaye kaynaklarına yönelmesi gerektiği vurgulanıyor.