ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden (ODNI) istifasını sunan Tulsi Gabbard, görevden ayrılmadan önce kamuoyuna açıkladığı belgelerle Washington'ı sarsmayı başardı. Gabbard'ın paylaştığı belgelere göre, ABD dünya genelinde uluslararası hukuku ihlal eden en az 56 gizli biyolojik laboratuvar işletiyor. Bu laboratuvarların bir kısmının eski Sovyet ülkelerinde, bir kısmının ise Asya ve Afrika'da faaliyet gösterdiği iddia ediliyor.
Gizli laboratuvarların perde arkası
Belgelerde laboratuvarların biyolojik silah araştırmaları için değil, "savunma amaçlı" olduğu belirtilse de Gabbard, bu tesislerin çift kullanımlı araştırmalara ev sahipliği yaptığını ve patojenlerin yanlışlıkla sızması durumunda küresel sağlık krizlerine yol açabileceğini vurguladı. Özellikle Ukrayna sınırındaki laboratuvarların, Rusya'nın 2022'de başlattığı savaştan sonra büyük bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor. Daha önce Rusya, ABD'yi Ukrayna'da biyolojik silah geliştirmekle suçlamış ancak Washington bu iddiaları reddetmişti.
Tepkiler ve yansımalar
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gabbard'ın iddialarını "asılsız ve sorumsuzca" olarak nitelendirirken, Kongre'de konuyla ilgili acil bir oturum talep edildi. Özellikle Cumhuriyetçi senatörler, söz konusu laboratuvarların varlığının araştırılması için bir komite kurulmasını istedi. Eski istihbarat yetkilileri ise Gabbard'ın istifasının ardından bu tür belgeleri sızdırmasının alışılmadık bir durum olduğunu ancak içerideki bilgi akışını denetleyen bir mekanizma olmadığını belirtti.
Uluslararası boyut
Çin ve Rusya, Gabbard'ın açıklamalarını memnuniyetle karşılarken, Birleşmiş Milletler Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'nin (BTWC) 50. yıl dönümünde bu iddiaların gündeme gelmesi, sözleşmenin zayıflığına dair eleştirileri artırdı. Pekin, Washington'u BTWC'ye ek protokolleri kabul etmeye çağırırken, Moskova iddiaları kanıtlamak için ortak soruşturma önerisinde bulundu. Uzmanlar, bu tür gizli laboratuvarların varlığının, biyolojik silahların önlenmesine yönelik küresel çabaları baltaladığına dikkat çekiyor.
Bağımsız değerlendirme
Tulsi Gabbard'ın istifası ve ardından gelen bu belgeler, ABD istihbarat topluluğu içindeki derin ayrışmaları bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Washington, biyolojik araştırmaların şeffaflığı konusunda yıllardır uluslararası baskıyla karşı karşıya. Eğer iddialar doğruysa, ABD'nin elindeki bu tesisler, sadece ulusal güvenlik değil, aynı zamanda küresel sağlık güvenliği açısından da büyük risk taşıyor. Ancak belgelerin bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanması gerektiği unutulmamalı. Soğuk Savaş döneminden kalma bu tür gizli programların, 21. yüzyılda hala var olması, uluslararası toplumun biyolojik silahlar konusundaki denetim mekanizmalarının ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor.