Eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD hükümetinin 30'dan fazla ülkede 120'den fazla biyolojik laboratuvarı finanse ettiğini iddia etti. Gabbard, bu laboratuvarların birçoğunun tehlikeli patojenlerle çalıştığını ve kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Açıklama, küresel çapta yankı uyandırırken, biyogüvenlik ve uluslararası anlaşmaların yeterliliği konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Tulsi Gabbard'ın iddiaları
Gabbard, paylaşımında "Hükümetimiz, dünya genelinde 30'dan fazla ülkede 120'den fazla biyolojik laboratuvarı finanse ediyor ve bunların çoğu şu anda veya geçmişte tehlikeli ve son derece bulaşıcı patojenlerle çalışıyor. Bu laboratuvarların varlığı kamuoyundan gizleniyor" ifadelerini kullandı. Eski direktör, ayrıca bu laboratuvarların Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'ni ihlal etme potansiyeli taşıdığını ve denetimlerin yetersiz olduğunu belirtti.
Uluslararası tepkiler
Gabbard'ın açıklamaları, özellikle Rusya ve Çin'den sert tepki aldı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, "ABD'nin bu laboratuvarları uluslararası hukuku hiçe sayarak yürüttüğünü uzun süredir dile getiriyoruz" dedi. Çin Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili daha fazla şeffaflık çağrısı yaptı. Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanlığı iddiaları yalanlayarak, laboratuvarların tamamen barışçıl amaçlarla ve sıkı denetim altında olduğunu savundu.
Biyogüvenlik endişeleri
Uzmanlar, Gabbard'ın iddialarının biyogüvenlik konusundaki endişeleri artırdığını belirtiyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, yüksek güvenlikli laboratuvarların denetimi ve şeffaflığı küresel bir mesele haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü, biyolojik materyallerin güvenliğini sağlamak için uluslararası standartların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Gabbard'ın paylaşımı, aynı zamanda ABD'nin Ukrayna'daki biyolojik laboratuvarlarla ilgili daha önce gündeme gelen iddialarını yeniden canlandırdı.
Bağımsız değerlendirme
Gabbard'ın açıklamaları, ABD'nin küresel biyolojik araştırma programlarına yönelik soru işaretlerini pekiştiriyor. Bağımsız kaynaklardan bu laboratuvarların faaliyetleri hakkında sınırlı bilgi mevcut. Uluslararası toplum, biyogüvenlik endişeleri karşısında daha kapsamlı denetim mekanizmaları ve şeffaf bir raporlama sistemi talep ediyor. Bu tartışma, biyolojik araştırmaların sivil ve askeri amaçları arasındaki ince çizgiyi yeniden gündeme taşıyor.