Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, toplumun büyük bir kısmı yeterli fiziksel aktivite yapmıyor ve hareketsiz bir yaşam sürüyor. Bu durum, obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların artmasına neden oluyor.
Hareketsizlik oranı yüzde 70’in üzerinde
TÜİK verilerine göre, 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 73’ü haftalık önerilen fiziksel aktivite seviyesine ulaşamıyor. Kadınlarda bu oran yüzde 78, erkeklerde ise yüzde 67 olarak belirlendi. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan bireyler, kırsal kesime göre daha hareketsiz bir yaşam sürüyor. Araştırma, düzenli egzersiz yapanların oranının yalnızca yüzde 27 olduğunu ortaya koydu.
Obezite ve kronik hastalıklarda artış
Hareketsizlik, obezite oranlarını da doğrudan etkiliyor. TÜİK raporunda, yetişkin bireylerde obezite prevalansının 2025 yılında yüzde 32’ye ulaştığı belirtildi. 2019 yılında bu oran yüzde 28 idi. Ayrıca, hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkların da hareketsiz bireylerde daha sık görüldüğü vurgulandı. Uzmanlar, fiziksel aktivitenin artırılması için toplumsal farkındalık kampanyalarının önemine dikkat çekiyor.
Gençler de risk altında
6-14 yaş grubundaki çocuklarda da fiziksel aktivite düzeyi düşük. Araştırmaya göre, çocukların günde ortalama 3 saatini televizyon, bilgisayar ve akıllı telefon başında geçirdiği tespit edildi. Okullarda beden eğitimi derslerinin yetersiz olduğu ve oyun alanlarının azaldığı ifade ediliyor.
Ne yapılmalı?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmasını öneriyor. Uzmanlar, günlük yürüyüşler, bisiklet kullanımı ve evde yapılabilecek basit egzersizlerin bile sağlık için faydalı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, işyerlerinde ve okullarda fiziksel aktiviteyi teşvik eden programların yaygınlaştırılması gerekiyor.
Toplumun büyük kısmının hareketsiz olması, sağlık sistemi üzerinde de ciddi bir yük oluşturuyor. Hareketsizlikle mücadele, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kamu politikalarının da öncelikli hedefi olmalıdır. Aksi takdirde, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve sağlık harcamalarının katlanarak artması kaçınılmaz görünüyor.