Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarını yayımladı. Rapora göre, hanehalkı tüketim harcamalarının yüzde 29,3'ünü konut ve kira giderleri oluşturuyor. Bu oran, en düşük gelir grubunda yüzde 38,7'ye, tek kişilik hanelerde ise yüzde 41'e kadar yükseliyor. Veriler, özellikle dar gelirli vatandaşların ve yalnız yaşayanların gelirlerinin büyük kısmını barınma ihtiyacına ayırdığını ortaya koyuyor.
Gelir Grupları Arasında Uçurum
Rapor, hanehalklarını gelir seviyelerine göre beş gruba ayırarak analiz ediyor. En yüksek gelir grubunda konut ve kira harcamalarının payı yüzde 22,1 olurken, en düşük gelir grubunda bu oran yüzde 38,7'ye ulaşıyor. Aradaki 16,6 puanlık fark, konut maliyetlerinin düşük gelirliler üzerinde yarattığı orantısız yükü gözler önüne seriyor. Gıda ve alkolsüz içecek harcamaları en düşük gelir grubunda yüzde 25,7 ile ikinci sırada yer alırken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 16,1'e düşüyor. Ulaştırma harcamaları ise her iki grupta da benzer seyrediyor.
Tek Kişilik Hanelerde Barınma Krizi
Tek kişilik hanelerde konut ve kira harcamalarının toplam tüketim içindeki payı yüzde 41 ile dikkat çekiyor. Bu hanelerde gıda harcamaları yüzde 17,3, ulaştırma yüzde 12,8 ve sağlık yüzde 3,6 seviyesinde. Araştırma, yalnız yaşayan bireylerin gelirlerinin neredeyse yarısını barınmaya harcadığını, bu durumun tasarruf ve diğer temel ihtiyaçları karşılamada zorluk yarattığını gösteriyor.
Harcama Kalemlerinde Sektörel Dağılım
Toplam tüketim harcamalarında konut ve kira yüzde 29,3 ile liderken, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 21,1 ile ikinci sırada. Ulaştırma yüzde 12,5, sağlık yüzde 4,2, eğitim yüzde 2,1, haberleşme yüzde 3,1 ve diğer mal ve hizmetler yüzde 27,7 oranında pay alıyor. Eğitim harcamalarının düşük kalması, kamusal eğitim hizmetlerinin yaygınlığına bağlanıyor.
Değerlendirme
TÜİK verileri, Türkiye'de barınma maliyetlerinin hanehalkı bütçelerinde giderek büyüyen bir yük haline geldiğini teyit ediyor. Özellikle düşük gelirliler ve yalnız yaşayanlar için konut giderleri, diğer tüm harcamaları kısıtlayan bir faktör. Bu durum, konut politikalarının ve sosyal yardım programlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Enflasyon ve kira artışlarının hanehalkı refahı üzerindeki baskısı, önümüzdeki dönemde de gündemde kalmaya aday.