Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Sivas şubesindeki yaz okulunda çocuklara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1997 yılında Siirt’te okuduğu ve ardından mahkumiyetine yol açan şiirin okutulduğu ortaya çıktı. TÖBSEN (Türkiye Öğrenci Birlikleri ve Sendikaları Konfederasyonu) yaptığı açıklamada, bu tür uygulamaların pedagojik ilkelere aykırı olduğunu ve ideolojik yönlendirme içerdiğini belirtti. Vakfın Bursa şubesinde ise çocukların topluca tekbir getirdiği görüntüler sosyal medyada yayımlanması tartışmaları büyüttü.
Eğitimde Pedagoji mi, İdeoloji mi?
TÜGVA'nın yaz okullarında uygulanan müfredat, eğitim uzmanları tarafından eleştiriliyor. Çocukların yaşlarına uygun olmayan siyasi içeriklerin ezberletilmesi, psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyebileceği gibi, eğitim sisteminin bilimsellik ilkeleriyle çelişiyor. TÖBSEN Başkanı Ahmet Yılmaz yaptığı yazılı açıklamada, "Çocuklarımızı siyasi malzeme olarak kullanmak, onların geleceğine yapılan en büyük kötülüktür. Bu tür etkinlikler pedagojik değil, tamamen ideolojik bir yaklaşımın ürünüdür" dedi. Açıklamada ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda acil soruşturma başlatması ve sorumlular hakkında yasal işlem yapılması çağrısında bulunuldu.
Erdoğan'ın Ceza Aldığı Şiir
Söz konusu şiir, 1997 yılında dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan'ın Siirt'te bir mitingde okuduğu Ziya Gökalp'in "Asker Duası" adlı şiiridir. Şiirin bazı dizeleri, Türk Ceza Kanunu'nun 312/2 maddesi gereğince "halkı sınıf farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik" suçu kapsamında değerlendirilmiş ve Erdoğan'a 4 ay hapis cezası verilmişti. Bu olay, Türk siyasi tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Bugün ise aynı şiirin çocuklara okutulması, vakfın eğitim anlayışındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor.
Bursa'daki Tekbir Görüntüleri
Bursa TÜGVA şubesindeki yaz okulunda çocukların topluca tekbir getirdiği görüntüler, sosyal medyada hızla yayıldı. Videoda çocukların "Allahu Ekber" nidaları eşliğinde ilahiler söylediği görülüyor. Uzmanlar, bu tür dini ritüellerin çocuklara zorla kabul ettirilmesinin, onların dini duygularını istismar etmek anlamına geldiğini ve laik eğitim ilkelerine aykırı olduğunu vurguluyor. TÜGVA yetkilileri ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
Geçmişten Günümüze TÜGVA Tartışmaları
2016 yılında kurulan TÜGVA, daha önce de çeşitli tartışmaların odağında yer almıştı. Vakfın, öğrencilere yönelik düzenlediği etkinliklerde hükümetin ideolojik çizgisini benimsetmeye çalıştığı iddiaları basına yansımıştı. 2018 yılında bir ilkokulda düzenlenen etkinlikte öğrencilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlılık yemini etmesi de tepki çekmişti. Bu tür uygulamaların çocukların bilişsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkilediği, onları tek tipleştirdiği ve toplumda kutuplaşmayı artırdığı ifade ediliyor.
Eğitimcilerden Kritik Uyarılar
Pedagog Dr. Ayşe Demir konuyla ilgili şunları söyledi: "Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar, soyut kavramları tam olarak anlayamazlar. Siyasi ve dini içerikli ezberler, onların doğal merak duygusunu köreltir, eleştirel düşünme becerilerinin gelişimini engeller. Ayrıca bu tür uygulamalar, çocukların kimlik gelişiminde baskı yaratır ve ileride psikolojik sorunlara yol açabilir." Demir, ailelerin çocuklarını bu tür etkinliklerden uzak tutması ve yetkililerin denetim mekanizmalarını harekete geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Siyasi Tepkiler
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Çocuklarımıza Atatürk'ü, Cumhuriyet'in değerlerini öğretmek yerine, siyasi sloganlar ezberleten bu zihniyet, ülkenin geleceğini karartmaktadır. TÜGVA'nın bu uygulamaları derhal sonlandırılmalıdır" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Bir suçun faili olan kişinin şiirini çocuklara okutmak, bu ülkenin hukuk devleti anlayışına ihanettir" dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı'na Çağrı
Kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) bu konuda bir açıklama yapması bekleniyor. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Işık, "MEB, özel okullarda ve vakıflarda düzenlenen eğitim etkinliklerini denetlemekle yükümlüdür. Bu yaşananlar, denetimsizliğin ne boyutlara ulaştığını göstermektedir. Bakanlık bir an önce harekete geçmeli ve sorumlular hakkında soruşturma başlatmalıdır" şeklinde konuştu.
Çocukların Psikolojisi Üzerindeki Etkiler
Çocuk psikologları, söz konusu etkinliklerin çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Erken yaşta aşılanan siyasi ve dini kimlikler, çocuğun ileride farklı görüşlere karşı hoşgörüsüz olmasına neden olabilir. Ayrıca, bu tür ritüellerde çocukların duygusal olarak manipüle edilmesi, onların güven duygusunu zedeleyebilir. Uzmanlar, çocukların kendi ilgi alanlarını keşfetmeleri ve özgür düşünceye sahip bireyler olarak yetişmeleri gerektiğini, bu nedenle eğitimin ideolojik kaygılardan arındırılması gerektiğini savunuyor.
Sonuç: Çocuklar Üzerinden Siyaset Yapılmamalı
Bu olay, çocukların eğitiminin ideolojik amaçlarla kullanılmasının ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye'nin aydınlık geleceği, özgür düşünebilen, sorgulayan, demokrasi ve hukuk değerlerine bağlı bireylerin yetişmesine bağlıdır. Eğitimde fırsat eşitliği ve bilimsellik ilkesinden ödün verilmemelidir. Çocuklarımızı bu tür istismarlardan korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.