ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında İran ve bölgesel çatışmalar ekseninde derinleştiği öne sürülen görüş ayrılıkları, Washington’ın Orta Doğu politikasında yeni bir kırılma tartışmasını gündeme taşıdı. Uzmanlar, Hürriyet'e yaptıkları değerlendirmelerde, Trump'ın iç siyasetteki baskılar nedeniyle seçeneklerinin tükendiğini ve tek çaresinin İran konusunda geri adım atmak olduğunu belirtti. En büyük suç ortağının ABD olduğu ifade edilen yorumlarda, İsrail'in artan baskısının Trump'ı zor durumda bıraktığı vurgulandı.
Trump-Netanyahu arasındaki görüş ayrılıkları
ABD ve İsrail arasında son dönemde artan gerilim, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel çatışmalar konusunda belirginleşiyor. Netanyahu, İran'a karşı daha sert bir tutum izlenmesi gerektiğini savunurken, Trump'ın yönetimi mevcut ekonomik ve askeri baskılar nedeniyle savaş seçeneğine sıcak bakmıyor. Uzmanlara göre, bu ayrışma ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel müttefiklik ilişkilerini zorluyor.
Uzmanlar ne diyor?
Hürriyet'e konuşan uluslararası ilişkiler profesörü Dr. Ahmet Yılmaz, "Trump'ın eli kolu bağlı. Hem iç politikada hem de uluslararası alanda sıkışmış durumda. Seçim öncesi ekonomik vaatlerini tutamaması, İran'la krizi daha da derinleştiriyor. En büyük suç ortağı ise ABD'nin kendisidir; çünkü yıllardır İsrail'in bölgedeki eylemlerine destek verdi" dedi. Başka bir analist, ABD'nin İran yaptırımlarını sıkılaştırmasının kendi şirketlerine ve ekonomisine zarar verdiğini vurguladı.
Ekonomik baskılar ve iç siyaset
Trump, 2020 başkanlık seçimleri öncesinde ekonomiyi canlandırma sözü vermişti ancak devam eden ticaret savaşları ve İran yaptırımları ABD ekonomisini olumsuz etkiliyor. Artan petrol fiyatları ve işsizlik rakamları, Trump'ın yeniden seçilme şansını düşürüyor. Bu durum, İran konusunda daha pragmatik bir yaklaşım benimsemesine yol açıyor.
İsrail'in baskısı ve bölgesel yansımalar
Netanyahu yönetimi, İran'ın nükleer programını durdurması için uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışırken, doğrudan askeri müdahale seçeneğini de masada tutuyor. Ancak uzmanlar, İsrail'in tek başına bir saldırının bölgesel savaşa dönüşme riskini göze alamayacağını belirtiyor. Trump'ın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenirken, İran'la diyalog kapılarını açık tutması gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, Trump ve Netanyahu arasındaki görüş ayrılıkları yalnızca iki lider arasındaki bir anlaşmazlık değil; ABD'nin küresel politikalarında bir dönüm noktasına işaret ediyor. İran dosyasının nasıl çözüleceği, hem Orta Doğu'nun geleceğini hem de Trump'ın siyasi kaderini belirleyecek görünüyor.