İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a yönelik saldırıların sürdürülüp sürdürülmeyeceğine ABD Başkanı Donald Trump'ın karar vereceğini açıkladı. Netanyahu, Trump'ı savaşa devam etmeye ikna etmeye çalıştığı iddialarını reddederken, iki lider arasındaki görüşmede İran'la kapsamlı anlaşma, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın sürdürülmesi ve askeri seçenek olmak üzere üç senaryonun masada olduğu bildirildi.
Görüşmenin Perde Arkası
Netanyahu ile Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, Orta Doğu'da tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geldi. Görüşmeye ilişkin üst düzey bir İsrailli yetkili, iki liderin İran'ın nükleer programı ve bölgedeki askeri faaliyetleri konusunda detaylı bir değerlendirme yaptığını belirtti. Netanyahu'nun, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadığı takdirde askeri seçeneğin masada olduğunu yinelediği öğrenilirken, Trump'ın ise diplomasiye öncelik verdiği ancak seçeneklerin açık tutulduğu sinyalini verdiği aktarıldı.
Üç Seçenek: Anlaşma, Abluka ve Askeri Müdahale
Masada olduğu belirtilen üç seçenek, bölgesel dengeleri yakından ilgilendiriyor. İlk seçenek, İran'ın nükleer programının kısıtlanması ve uluslararası denetime açılmasını öngören kapsamlı bir anlaşma. Trump yönetiminin daha önce çekildiği 2015 İran Nükleer Anlaşması'nın benzeri ancak daha kapsamlı bir anlaşma metni üzerinde çalışıldığı iddia ediliyor. İkinci seçenek ise Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın devam ettirilmesi. Bu stratejiyle, İran'ın petrol ihracatının engellenerek ekonomik baskı altına alınması ve müzakere masasına zorlanması hedefleniyor. Üçüncü seçenek ise İran'daki nükleer tesislere ve askeri hedeflere yönelik sınırlı veya geniş çaplı bir askeri harekâtı içeriyor.
Netanyahu, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, "İran'ın nükleer silah üretmesini hiçbir koşulda engelleyeceğiz. Bu konuda ABD ile tam bir mutabakat içindeyiz. Ancak stratejik kararları birlikte vereceğiz" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Netanyahu'nun Trump'ı savaşa ikna etmeye çalışmadığını savunan yetkililer, iki liderin ortak bir strateji üzerinde çalıştığını vurguladı.
Bölgesel Yansımalar
İran yönetimi ise iki liderin görüşmesine sert tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bölge bir barut fıçısı ve bu tür tehditler durumu daha da tehlikeli hale getiriyor. İran, topraklarına yönelik her türlü saldırıya misliyle karşılık verecektir" dedi. Bununla birlikte, Umman ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları yoğunlaştı. Umman Dışişleri Bakanı'nın önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran arasında mekik diplomasisi yürüteceği bildiriliyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın küresel enerji piyasalarını olumsuz etkilediğini ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu hatırlatıyor.
Uluslararası Tepkiler
Avrupa Birliği, iki liderin açıklamalarının ardından ABD ve İran'ı itidalli olmaya çağırdı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, "Diplomasi için hâlâ alan var. Tüm tarafları müzakere masasına dönmeye çağırıyorum" dedi. Rusya ise İran'a yönelik her türlü askeri müdahaleye karşı çıktığını yineledi. Çin, enerji güvenliğinin korunmasının önemine vurgu yaparak tansiyonun düşürülmesini istedi. Bu gelişmeler ışığında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin olağanüstü toplantı yapabileceği konuşuluyor.
Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi dış politika söylemlerinde savaş karşıtı bir profil çizdiğini, ancak Netanyahu üzerindeki müttefiklik baskısının da etkili olduğunu belirtiyor. İki liderin yakın ilişkisi, Orta Doğu'daki gelişmelerin yönünü belirleyebilir. Önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmelerin, üç seçenekten hangisinin uygulanacağına dair net sinyaller vermesi bekleniyor.
Bu görüşme, Obama dönemindeki İran anlaşmasına benzer bir dönüm noktası olabilir. Ancak anlaşmaya varılmazsa, bölgesel bir çatışmanın eşiğine daha da yaklaşılabilir. Trump'ın son kararı, hem küresel güvenliği hem de enerji fiyatlarını doğrudan etkileyecek nitelikte. Dolayısıyla, dünya bu pazarlığın sonucunu dikkatle izliyor.