ABD Başkanı Donald Trump'ın sosyal medya hesabından paylaştığı ve Küba'yı ABD topraklarının bir parçası gibi gösteren harita, Havana yönetiminin sert tepkisiyle karşılandı. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ülkesinin bağımsızlığına ve egemenliğine vurgu yaparak, "Bir daha asla herhangi bir imparatorluğun sömürgesi ya da yeni sömürgesi olmayacağız" ifadelerini kullandı. Tartışma, Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı ve Karayip ülkesini ABD'nin 51. eyaleti gibi gösteren görselle alevlendi.
Diaz-Canel'den Egemenlik Vurgusu
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Trump'ın paylaşımına X sosyal medya platformundan yanıt verdi. Diaz-Canel, "Küba, tarihi boyunca bağımsızlığı için savaşmış bir halkın ülkesidir. Bir daha asla herhangi bir imparatorluğun sömürgesi ya da yeni sömürgesi olmayacağız. Egemenliğimiz pazarlık konusu değildir" dedi. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez de yaptığı açıklamada, söz konusu haritanın "ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'e yönelik yayılmacı emellerinin açık bir göstergesi" olduğunu belirtti. Rodriguez, "Bu tür provokasyonlar, uluslararası hukuku ve devletlerin toprak bütünlüğünü hiçe sayan bir zihniyetin ürünüdür" diye konuştu.
Küba basınında geniş yankı bulan olay, ülkedeki resmi haber ajansı Prensa Latina tarafından "ABD'nin yeni sömürgeci hayali" başlığıyla duyuruldu. Haberde, Trump'ın haritasının gerçek dışı olduğu ve Küba'nın bağımsızlığının uluslararası toplum tarafından tanındığı vurgulandı. Küba, 1902'de bağımsızlığını kazanmış olsa da, 1959 Devrimi'ne kadar ABD'nin siyasi ve ekonomik nüfuzu altında kalmıştı. Devrim sonrası dönemde ise ülke, sosyalist bir yönetim benimseyerek ABD'ye karşı mesafesini korudu.
ABD-Küba İlişkilerinde Gerilim Tırmanıyor
Trump'ın paylaşımı, ABD ile Küba arasında son yıllarda yaşanan gerilimin son halkası olarak değerlendiriliyor. Trump, başkanlığının ilk döneminde de Küba'ya yönelik sert politikalar izlemiş, Obama döneminde başlatılan normalleşme adımlarını büyük ölçüde geri almıştı. Ekonomik ambargoları sıkılaştıran Trump, Küba'yı "terörizme destek veren ülkeler" listesine yeniden dahil etmişti. İkinci döneminde de benzer bir çizgi izleyen Trump, bu kez harita provokasyonuyla gündeme geldi. Uzmanlar, bu tür paylaşımların ABD'nin bölgedeki hegemonya iddiasını sembolize ettiğini belirtiyor.
Küba, uzun yıllardır ABD'nin ekonomik ambargosu altında zorlu bir ekonomik süreçten geçiyor. Ancak Havana yönetimi, her fırsatta bağımsızlık ve egemenlik vurgusu yaparak ABD'nin baskılarına boyun eğmeyeceğini gösteriyor. Diaz-Canel'in açıklamaları da bu kararlılığın bir yansıması olarak okunuyor. Öte yandan, Latin Amerika ülkelerinden de Küba'ya destek mesajları geldi. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, "Küba asla yalnız değildir. Emperyalist provokasyonlara karşı kardeş halkımızın yanındayız" açıklamasını yaptı. Bolivya ve Nikaragua yönetimleri de benzer dayanışma mesajları paylaştı.
Uluslararası Toplumdan Tepkiler
Trump'ın paylaşımı, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda daha önce defalarca ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosunun kaldırılması yönünde kararlar alınmıştı. Son oylamada 187 ülke ambargonun sona ermesi yönünde oy kullanırken, sadece ABD ve İsrail karşı oy vermişti. Bu tablo, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun Küba'nın egemenlik hakkına saygı duyduğunu gösteriyor. Trump'ın harita provokasyonu, bu dengeyi daha da görünür kıldı.
Küba'nın BM Daimi Temsilcisi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "ABD'nin bu tür adımları, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Küba, barışçıl bir ülkedir ve kimsenin sömürgesi olmayacaktır" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği'nden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, AB'nin konuyu yakından takip ettiğini ve taraflara itidal çağrısı yapmayı planladığını belirtiyor.
Türkiye'den de konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı. Ancak Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Türkiye'nin Küba'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu, uluslararası hukuka bağlı olduğunu vurguladı. Türkiye ile Küba arasında son yıllarda gelişen ticari ve diplomatik ilişkiler dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de Küba'yı ziyaret etmiş ve iki ülke arasında çeşitli anlaşmalar imzalanmıştı.
Tarihsel Bağlam ve Sömürgecilik Mirası
Küba, 1492'de Kristof Kolomb'un adaya ayak basmasıyla İspanyol sömürgeciliğinin parçası haline geldi. Yüzyıllar süren İspanyol egemenliğinin ardından 1898'deki İspanyol-Amerikan Savaşı sonrası ABD'nin kontrolüne girdi. 1902'de resmen bağımsız olsa da, ABD 1901'de kabul ettirdiği Platt Amendment ile Küba'nın iç işlerine müdahale hakkını saklı tuttu. 1959'da Fidel Castro önderliğindeki devrim, ABD etkisini kırdı ve sosyalist bir yönetim kurdu. O günden bu yana ABD ile Küba arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı bir seyir izledi. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile yakınlaşan Küba, 1962'deki Küba Füze Krizi ile dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirmişti.
Trump'ın harita paylaşımı, bu tarihsel arka plan göz önüne alındığında, Küba'nın bağımsızlık mücadelesine yönelik bir saygısızlık olarak yorumlanıyor. Kübalı yetkililer, ülkelerinin artık bir sömürge olmadığını ve asla olmayacağını her platformda dile getiriyor. Diaz-Canel'in sözleri de bu kararlılığın son örneği.
Sonuç ve Beklentiler
Trump'ın tartışmalı paylaşımı, ABD-Küba ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgası yaratmış durumda. Küba'nın sert tepkisi, ülkenin egemenlik konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu. Uluslararası toplumun büyük bölümü Küba'nın haklılığını teslim ederken, ABD'nin bu tutumu bölgedeki müttefikleri arasında bile rahatsızlık yaratabilir. Önümüzdeki günlerde konunun BM ve diğer uluslararası platformlarda gündeme gelmesi bekleniyor. Küba, bağımsızlık ve egemenlik vurgusunu sürdürerek, ABD'nin provokasyonlarına karşı dik durmaya devam edecek gibi görünüyor.