ABD Başkanı Donald Trump, İran ile bir barış anlaşmasına varılmadan Tahran'a yönelik yaptırımların kaldırılmayacağını ve dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmayacağını duyurdu. Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada Trump, "İran rejimiyle kapsamlı bir barış anlaşması imzalamadığımız sürece, hiçbir yaptırımı kaldırmayacağız ve hiçbir varlığı serbest bırakmayacağız" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran yönetiminin ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde geldi.
Barış anlaşması için şartlar
Trump, barış anlaşmasının İran'ın nükleer programının tamamen sonlandırılmasını, balistik füze çalışmalarının durdurulmasını ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteğin kesilmesini içermesi gerektiğini belirtti. ABD Başkanı, "İran'ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğiz. Bunun için gerekli tüm adımları atacağız" dedi. Trump yönetimi daha önce İran'a yönelik azami baskı politikası kapsamında bir dizi yaptırım uygulamış, İran dışındaki hesaplarda bulunan tahmini 6 milyar dolarlık varlık dondurulmuştu.
Ekonomik boyut
Dondurulan varlıklar arasında İran Merkez Bankası'nın yabancı bankalardaki mevduatları, petrol gelirleri ve diğer ticari alacaklar yer alıyor. Uzmanlar, bu varlıkların serbest bırakılmamasının İran ekonomisi üzerinde daha fazla baskı oluşturacağını belirtiyor. İran'da enflasyon yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor, işsizlik oranı ise genç nüfusta yüzde 25'lere dayanmış durumda. Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıkların serbest bırakılması konusunda defalarca çağrıda bulunmuş, ancak ABD'nin tavrı net: önce anlaşma.
İran'dan tepki
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın açıklamalarına tepki olarak, "ABD'nin sözde barış anlaşması, dayatma ve tehditten başka bir şey değildir. İran hiçbir zaman baskı altında müzakere masasına oturmamıştır, oturmayacaktır" dedi. Tahran yönetimi, nükleer programının barışçıl olduğunu ve balistik füzelerinin savunma amaçlı olduğunu savunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini genişlettiğini ve bazı nükleer tesislerde denetimleri kısıtladığını rapor etmişti.
Arka plan ve uluslararası tepkiler
Trump'ın bu açıklaması, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı çekilmesinin ardından uyguladığı yaptırımların bir devamı niteliğinde. Avrupa Birliği, İran ile diyaloğun sürdürülmesi çağrısı yaparken, Rusya ve Çin ise ABD'yi tek taraflı yaptırımlarla uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor. Trump yönetimi, İran'ın müzakere masasına gelmesi için ekonomik baskıyı artırmayı hedefliyor. Ancak İran'ın bu baskılara direnme kapasitesi, alternatif ticaret yolları ve Çin ile artan ilişkileri sayesinde kısmen korunduğu belirtiliyor.
Konuya dair bağımsız değerlendirme: Trump'ın barış anlaşması şartı, İran'ın nükleer programı konusundaki uluslararası ihtilafı çözmeye yönelik bir adım olarak görülse de, Tahran'ın egemenlik talepleri ve ABD'nin maksimum baskı politikası arasındaki derin uçurum, kısa vadede bir anlaşmayı olası kılmıyor. Dondurulan varlıkların serbest bırakılmaması, İran halkının günlük yaşamını daha da zorlaştırırken, bölgedeki jeopolitik gerilimleri de tetikleyebilir. Bu durum, uluslararası toplumun İran'la diyalog çabalarını daha da karmaşık hale getirecek gibi görünüyor.