ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik planlanan askeri saldırıları son anda durdurduğunu açıklarken, Orta Doğu'da gerilim bir kez daha diplomasiye yöneldi. Trump'ın "İran'la anlaşmanın ana hatlarında uzlaşıldığı" yönündeki iddiasına Tahran yönetiminden sert bir yalanlama geldi. Hürmüz Boğazı'nın hâlâ kapalı olması ise küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açmaya devam ediyor. Peki, bu son dakika kararının arkasında hangi hesaplar var? Masada ne var? Savaşın seyri ne olacak?
Trump'ın Son Dakika Geri Adımı ve Gerekçeleri
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalara göre, Trump, İran'ın nükleer tesislerine yönelik planlanan saldırı emrini, operasyonun başlamasına saatler kala iptal etti. Başkan Trump, bu kararını açıklarken "İran'la anlaşmanın ana hatlarında uzlaşıldığını" öne sürdü. Ancak bu iddia, Tahran yönetimi tarafından anında reddedildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "ABD'nin bu tür iddiaları gerçeği yansıtmıyor, müzakereler devam etmiyor" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, Trump'ın bu açıklamasının iç kamuoyuna yönelik bir hamle olabileceğini, seçim öncesi savaş karşıtı bir imaj çizme çabası olarak yorumluyor. Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının ve askeri yığınağının sürdüğü belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı Krizi ve Küresel Etkileri
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın hâlâ kapalı olması, uluslararası piyasalarda arz endişesini artırıyor. Petrol fiyatları son haftalarda yükselişini sürdürürken, bu durum küresel ekonomiyi tehdit ediyor. İran'ın, ABD'nin saldırı tehditlerine karşı boğazı kapatma tehdidini yinelemesi, tansiyonu yüksek tutuyor. Bu arada, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin alternatif boru hatları üzerinden sevkiyatı artırma çabaları sınırlı kalıyor. ABD Donanması'nın bölgedeki varlığını güçlendirmesi ise taraflar arasında bir sıcak çatışma riskini beraberinde getiriyor.
Masada Ne Var? Diplomasi İhtimalleri
Trump'ın ima ettiği "anlaşma"nın içeriği belirsizliğini koruyor. Ancak uzmanlar, olası bir müzakere sürecinde nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması, yaptırımların hafifletilmesi ve bölgesel güvenlik konularının masada olabileceğini değerlendiriyor. İran, öncelikle ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının kaldırılmasını ve 2015 nükleer anlaşmasına dönülmesini talep ediyor. ABD ise İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçleri konusunda endişelerini dile getiriyor. Bu çıkmaz, müzakerelerin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri ve Avrupa Birliği'nin arabuluculuk çabaları, tarafları tekrar müzakere masasına oturtmayı hedefliyor. Ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilmedi.
Savaşın Son Durumu ve Riskler
Askeri açıdan, ABD'nin İran'a yönelik son saldırı planı iptal edilmiş olsa da, bölgedeki gerilim düşmüş değil. İran destekli grupların Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırıları sürerken, ABD savaş gemileri ve savaş uçakları bölgede konuşlu bulunuyor. İran da savunma sistemlerini devreye sokmuş durumda. Öte yandan, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırıya ilişkin senaryoları hâlâ masada. Bu durum, geniş çaplı bir bölgesel savaşın fitilini ateşleyebilir. Tüm bu gelişmeler, dünya kamuoyunu endişelendirirken, diplomatik çözüm için zaman daralıyor.
ABD Başkanı'nın son anda geri adım atması, savaşın kaçınılmaz olmadığını gösteriyor. Ancak bu, tarafların masaya oturacağı anlamına gelmiyor. Zira taraflar arasındaki güvensizlik derin ve uzlaşmak için ciddi fedakârlıklar gerek. Küresel ekonomik istikrar ve bölgesel barış için diplomasiye şans tanınması, herkesin menfaatine. Ancak zamanın daraldığı bir ortamda, tarafların attığı her adım, yeni bir yangının habercisi olabilir.