Eski ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'e verdiği röportajda İran'a yönelik olası askeri müdahale kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran yönetimine karşı aldığı savaş kararından pişmanlık duymadığını ve aynı durumla karşılaşması halinde yine aynı şekilde hareket edeceğini söyledi. İran'ın nükleer kapasitesinin yok edildiğini savunan Trump, “Pişmanlık kelimesine inanmıyorum” diyerek tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
Savaş kararında geri adım yok
Fox News'a konuşan Donald Trump, İran'a yönelik sert söylemlerini sürdürdü. İran'ın nükleer programının tamamen yok edildiğini iddia eden Trump, askeri müdahale seçeneğinin masada olduğunu ve geri adım atmayacağını vurguladı. “Yine olsa aynısını yapardım” ifadesini kullanan eski başkan, bu tür kararların ABD'nin güvenliği için gerekli olduğunu dile getirdi.
Trump, “Pişmanlık kelimesine inanmıyorum” diyerek, İran'a yönelik tutumundan dolayı hiçbir pişmanlık duymadığını belirtti. Bu açıklamalar, Trump'ın başkanlığı döneminde İran ile yaşanan gerilimin bir devamı niteliğinde. Özellikle 2020 yılında İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin ABD tarafından düzenlenen bir hava saldırısıyla öldürülmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da germişti.
İran nükleer anlaşması ve yaptırımlar
Trump'ın İran politikası, 2015 yılında imzalanan ve İran'ın nükleer programını sınırlandırmayı amaçlayan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle şekillendi. Ardından İran'a yönelik ekonomik yaptırımlar yeniden uygulanmaya başlandı. Trump yönetimi, “maksimum baskı” politikası izleyerek İran'ın petrol ihracatını ve nükleer faaliyetlerini kısıtlamayı hedefledi. Ancak İran, nükleer programını barışçıl olduğunu savunarak yaptırımlara rağmen uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürdü.
Trump'ın son açıklamaları, İran'ın nükleer kapasitesinin yok edildiği yönündeki iddialarına dayanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) raporlarına göre İran, uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a kadar çıkarmış durumda. Bu oran, nükleer silah üretimi için gereken %90'a oldukça yakın. Trump'ın “yok edildi” söylemi, İran'ın nükleer altyapısının tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmiyor; zira İran'ın elindeki bilgi ve teknoloji transfer edilebilir nitelikte.
Uzmanlar ne diyor?
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Trump'ın açıklamalarının seçim kampanyasına yönelik bir hamle olabileceğini değerlendiriyor. 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, sert dış politika söylemleriyle Cumhuriyetçi seçmen tabanını konsolide etmeyi amaçlıyor. Ancak İran konusunda atılacak yanlış bir adımın Ortadoğu'da yeni bir çatışma riskini artırabileceği uyarısı yapılıyor.
Öte yandan İran cephesinden konuya ilişkin resmi bir açıklama henüz gelmedi. Ancak Tahran yönetiminin geçmişte ABD'nin her türlü askeri müdahalesine karşılık vereceğini açıklamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, daha önce yaptığı bir açıklamada, “ABD'nin herhangi bir hatası, bölgede istikrarsızlığa yol açar ve bedelini ağır öder” ifadelerini kullanmıştı.
Türkiye ve bölge için anlamı
Trump'ın İran'a yönelik olası bir askeri müdahale sinyali, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. İran, Türkiye'nin doğu komşusu ve önemli bir ticaret ortağı. Olası bir savaş durumunda bölgede enerji fiyatları yükselebilir, mülteci akınları yaşanabilir ve ticaret yolları kesintiye uğrayabilir. Türkiye, bugüne kadar İran ile ilişkilerini diplomatik kanallardan yürütmeyi tercih etti ve nükleer krizde çözüm için arabuluculuk çağrıları yaptı.
ABD'nin İran'a yönelik tutumu, NATO müttefikleri arasında da farklılıklara neden oluyor. Avrupa ülkeleri, JCPOA'nın canlandırılması için çaba harcarken, Trump yönetimi anlaşmayı tamamen reddediyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde de gerilim yaratıyor.
Trump'ın “Yine olsa aynısını yapardım” sözü, aslında ABD'nin İran politikasında köklü bir değişiklik olmayacağını gösteriyor. Ancak diplomatik çözümlerin tükendiği bir ortamda, askeri seçeneklerin öne çıkması bölgesel barışı tehdit ediyor. İran'ın nükleer programı konusunda şeffaf olmaması ve uranyum zenginleştirmeyi sürdürmesi, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. Trump'ın açıklamaları, bu endişeleri daha da derinleştirebilir.