ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti adaylarına destek amacıyla düzenlenen bir mitingde, Hürmüz Boğazı'nın adını "Trump Boğazı" olarak değiştirmeyi düşündüklerini açıkladı. Basın mensuplarının kaydettiği konuşmada Trump, bu fikrin henüz bir plan aşamasında olduğunu belirtirken, boğazın stratejik ve ekonomik önemine vurgu yaptı. Açıklama, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunda yeni bir tartışma başlattı.
Hürmüz Boğazı neden önemli?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan dar bir geçit olarak dünya enerji piyasalarının can damarı konumunda. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin verilerine göre, 2022 yılında boğazdan günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar, deniz yoluyla taşınan küresel petrolün yaklaşık üçte birine ve toplam dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birine denk geliyor. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinde de Katar'ın ihracatının büyük bölümü bu güzergâhı kullanıyor.
Boğazın genişliği en dar noktada yaklaşık 21 deniz mili (39 kilometre) olup, seyir için kullanılan iki şeritli sistemde her şerit 2 deniz mili genişliğinde. Bu dar yapı, bölgede yaşanan her türlü gerilimin petrol fiyatlarına anında yansımasına yol açıyor. Son yıllarda yaşanan tanker saldırıları ve askeri tatbikatlar, sigorta maliyetlerinden navlun ücretlerine kadar geniş bir yelpazede ek maliyet oluşturdu.
Ekonomik yansımalar ve piyasa tepkisi
Trump'ın açıklamasının ardından uluslararası petrol fiyatlarında sınırlı bir dalgalanma görüldü. Londra merkezli analistler, isim değişikliğinin tek başına arz güvenliğini etkilemeyeceğini, ancak bölgede tansiyonu artırabilecek sembolik bir adım olduğunu değerlendiriyor. Boğazdan geçen ham petrolün büyük kısmı Asya pazarlarına yöneliyor; Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore en büyük alıcılar arasında. Dolayısıyla olası bir gerilim, başta Asya ekonomileri olmak üzere küresel büyümeyi baskılayabilir.
Türkiye açısından bakıldığında, Hürmüz'deki istikrar enerji ithalat maliyetleri üzerinden doğrudan etkili. Türkiye'nin ham petrol ve doğal gaz ithalatında Basra Körfezi kaynaklı ürünlerin payı, fiyatlamada belirleyici olmasa da küresel petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk artış, cari açık ve enflasyon üzerinde hissedilir bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle boğazla ilgili her açıklama, enerji ithalatçısı ülkeler tarafından yakından izleniyor.
Diplomatik ve hukuki boyut
Uluslararası hukukta coğrafi adların değiştirilmesi, ilgili devletlerin egemenlik alanı dışında kalan uluslararası sular için tek taraflı bir kararla mümkün değil. Hürmüz Boğazı, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında "uluslararası seyrüsefer için kullanılan boğaz" statüsünde ve transit geçiş rejimine tabi. Boğazın iki yakasında İran ve Umman yer alıyor; dolayısıyla ad değişikliği iddiası hukuken değil, siyasi bir mesaj olarak okunuyor. Uzmanlar, Trump'ın açıklamasını seçim öncesi tabanı motive etmeye yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.
İran tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak geçmişte Tahran yönetimi, boğazla ilgili her türlü tek taraflı adımı "provokasyon" olarak nitelendirmişti. Umman da boğazın güvenliğinde kilit rol oynayan taraflardan biri olarak, seyir özgürlüğünün korunmasına vurgu yapıyor.
Seçim öncesi söylem ve arka plan
Trump, başkanlığı döneminde de benzer sembolik hamlelerle gündeme gelmişti. 2020'de Meksika Körfezi'ne ilişkin tartışmalar ve çeşitli coğrafi adlandırmalar üzerine yaptığı açıklamalar, kampanya dönemlerinde sıkça başvurduğu bir yöntem olarak dikkat çekmişti. Bu kez Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan açıklama, ara seçimlerde Cumhuriyetçi tabanın enerji ve güvenlik hassasiyetine hitap etmeyi amaçlıyor.
Uzmanlar, isim değişikliği fikrinin uygulanabilirliğinin düşük olduğunu, ancak söylemin petrol piyasalarında kısa vadeli oynaklık yaratabileceğini belirtiyor. Boğazın günlük petrol akışı göz önüne alındığında, yatırımcıların jeopolitik risk primini yeniden fiyatlaması şaşırtıcı olmaz. Önümüzdeki günlerde İran ve Umman'dan gelecek açıklamalar, tartışmanın seyrini belirleyecek.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'nın adının değiştirilmesi teknik ve hukuki açıdan mümkün görünmüyor; ancak açıklama, enerji jeopolitiğinin seçim siyasetine nasıl eklemlendiğini göstermesi bakımından dikkate değer. Küresel petrol ticaretinin merkezindeki bu su yoluna dair her söylem, arz güvenliği algısını ve dolayısıyla fiyatları etkileme potansiyeli taşıyor.