ABD Başkanı Donald Trump, İran ile aylardır süren gerilimi sona erdirmesi beklenen çerçeve anlaşmanın pazar günü imzalanacağını duyururken, Tahran yönetimi frene bastı. İran Dışişleri Bakanlığı, nihai kararın henüz verilmediğini ve müzakerelerin devam ettiğini açıkladı. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılıp açılmayacağı sorusunu gündeme getirdi.
Trump’ın açıklaması ve Tahran’ın temkinli adımı
Trump, dün Beyaz Saray’da yaptığı kısa açıklamada, “İran ile uzun zamandır beklenen anlaşmaya vardık. Pazar günü resmi imza töreni gerçekleşecek” ifadelerini kullandı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Mohammed Javad Zarif, bu açıklamaya hemen yanıt verdi: “Henüz bir anlaşma imzalanmadı. Müzakere süreci devam ediyor, nihai metin üzerinde çalışılıyor.” Zarif, tarafların bazı maddelerde uzlaştığını ancak kritik başlıklarda görüş ayrılığı olduğunu belirtti.
Hürmüz Boğazı krizi ve anlaşmanın önemi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sine ev sahipliği yapıyor. İran, geçtiğimiz aylarda ABD yaptırımlarına karşılık boğazı tehdit etmiş, bölgede askeri tatbikatlar düzenlemişti. Anlaşmanın sağlanması, boğazın güvenliğini garanti altına almanın yanı sıra petrol fiyatlarında istikrarı da beraberinde getirebilir. Uzmanlar, Trump yönetiminin seçim öncesi bir dış politika zaferi aradığına dikkat çekerken, Tahran’ın ise ekonomik dar boğazdan çıkış için esneklik gösterdiğini belirtiyor.
Müzakere masasındaki başlıklar
Görüşmelerin odağında nükleer program, balistik füze kapasitesi ve bölgesel nüfuz konuları yer alıyor. ABD, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesini ve füze menzilinin 300 kilometre ile sınırlandırılmasını talep ediyor. İran ise tüm yaptırımların kaldırılması ve petrol ihracatının serbest bırakılması konusunda ısrar ediyor.
- Nükleer başlık: İran’ın %20 seviyesindeki zenginleştirmeyi durdurması, mevcut stokların uluslararası denetime açılması
- Balistik füzeler: Menzil kısıtlaması ve denetim mekanizması
- Yaptırımlar: ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması
- Bölgesel güç: Yemen, Suriye ve Irak’taki milis faaliyetlerine ilişkin taahhütler
Tahran’ın çekincesi: Beklenti yönetimi mi, gerçek anlaşmazlık mı?
İran yönetimi, Trump’ın aceleci açıklamalarını “iç politikaya yönelik bir hamle” olarak yorumluyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Anlaşma metni henüz son halini almadı. Taraflar bazı maddeleri netleştirmek için çalışıyor” dedi. Analistlere göre Tahran, kamuoyunda beklentileri kırmamak ve müzakerelerde daha iyi bir pozisyon elde etmek için anlaşmayı hemen onaylamıyor.
Öte yandan bölgesel aktörler, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. Riyad, İran’ın bölgesel nüfuzunu sınırlandıracak maddelerin metinde yer almasını şart koşarken, Tel Aviv ise nükleer denetimlerin sıkı tutulması gerektiğini vurguluyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, anlaşmanın pazar günü imzalanıp imzalanmayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak iki ülke arasındaki diyaloğun devam etmesi, en azından kısa vadede Hürmüz Boğazı’nda herhangi bir tırmanışın olmayacağına işaret ediyor. Diplomatik kaynaklar, tarafların hafta sonuna kadar teknik düzeyde bir araya geleceğini ve pazar günkü törenin hazırlıklarına devam edildiğini bildiriyor.
Bu anlaşma, sadece iki ülke için değil, küresel enerji güvenliği ve Ortadoğu istikrarı için de kritik bir dönüm noktası. Anlaşmanın sağlanması halinde, bölgedeki askeri gerilimin azalması ve petrol fiyatlarında düşüş bekleniyor. Ancak anlaşmanın akıbeti, büyük ölçüde Tahran’ın son dakika taleplerine ve Washington’un bu taleplere ne kadar esneklik göstereceğine bağlı.