ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine resmi temaslarda bulunmak ve 36. NATO Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere saatler sonra Ankara'ya iniş yapacak. Ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılması ve ortak savunma stratejilerinin masaya yatırılması açısından kritik önem taşıyor.
Ekonomik iş birliği ve ticaret hedefleri
Trump'ın Ankara programının ilk gününde, Türkiye-ABD ticaret hacminin artırılması ve karşılıklı yatırımların önündeki engellerin kaldırılması ele alınacak. İki lider, 100 milyar dolarlık ticaret hedefi doğrultusunda atılacak somut adımları değerlendirecek. Enerji, savunma sanayii ve altyapı projeleri gibi stratejik sektörlerde iş birliği fırsatları masada olacak. Heyetler arası görüşmelerde, Türk müteahhitlik firmalarının ABD'deki projeleri ve Amerikan şirketlerinin Türkiye'deki yatırım ortamı da gündeme gelecek.
NATO'nun geleceği ve savunma iş birliği
Ziyaretin ikinci aşamasında, 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında ittifakın güvenlik doktrini, terörle mücadele ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ele alınacak. Trump ve Erdoğan, S-400 ve F-35 konusundaki anlaşmazlıkların aşılması için yeni bir yol haritası üzerinde mutabakata varmaya çalışacak. Ayrıca, NATO'nun savunma harcamaları ve yük paylaşımı konularında Türkiye'nin beklentileri dile getirilecek.
Piyasalar ve beklentiler
Ekonomi çevreleri, Trump'ın ziyaretinin Türkiye'ye yönelik yatırımcı ilgisini artırabileceğini ve jeopolitik risk primini düşürebileceğini öngörüyor. Özellikle savunma ve enerji sektörlerinde yapılacak olası anlaşmalar, borsada hareketlilik yaratabilir. Dolar/TL kuru, ziyaret gününde düşük volatilite ile yatay seyrederken, pozitif haber akışı halinde TL'nin destek bulması bekleniyor. Uzun vadede ise iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin dış ticaret dengesine katkı sağlayabilir.
Ziyaretin bağımsız bir değerlendirmesini yapacak olursak, Trump'ın Ankara ziyareti sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini ve küresel piyasaları da etkileyebilecek bir dönemeç noktası olarak öne çıkıyor. Somut sonuçlar alınabilmesi, liderlerin uzlaşma iradesi ve kriz yönetimi becerisine bağlı. Bu ziyaret, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu yeniden tanımlama fırsatı sunarken, ekonomik kazanımlar da kalıcı olabilir.