ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz temmuz ayında gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası Türkiye'den dönüşü sırasında, İran kaynaklı bir suikast tehdidine karşı uygulanan gizli güvenlik operasyonunun ayrıntıları ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, Ankara'daki Esenboğa Havalimanı'nda kameraların önünde başkanlık uçağı Air Force One'a binen Trump, daha sonra gizlice bir ikram aracıyla uçaktan indirildi ve aynı alanda bulunan daha küçük bir C-32A tipi uçağa transfer edildi. Bu operasyon, olası bir suikast girişimini bertaraf etmek için gerçekleştirildi.
Gizli Transfer Nasıl Gerçekleşti?
Güvenlik kaynaklarından elde edilen bilgilere göre, Trump'ın Air Force One'a binişi, görsel medya tarafından geniş şekilde kaydedildi. Ancak uçak kapılarının kapanmasının ardından, başkanın bulunduğu kabin ile uçağın arka bölümü arasında özel bir geçiş yapıldı. İkram arabası kılığındaki bir araç, Trump'ı uçağın arka kapısından alarak, pistte bekleyen C-32A tipi ikinci başkanlık uçağına taşıdı. C-32A, Boeing 757 tabanlı, daha az dikkat çeken ve daha kısa mesafeler için kullanılan bir uçak olarak biliniyor. Bu uçağın, Air Force One'dan önce veya sonra kalkmasıyla olası bir rota şaşırtması yapıldığı ifade ediliyor.
Operasyonun, İran'ın Trump'a yönelik suikast planlarına ilişkin istihbarat raporları üzerine planlandığı belirtiliyor. ABD'li yetkililer, bu tür önlemlerin rutin olarak alındığını ancak bu kadar kapsamlı bir operasyonun nadir görüldüğünü dile getiriyor. Özellikle, Trump'ın uçağa binişinin tüm kameralara açık olması ve ardından gizli bir transfer yapılması, güvenlik protokollerinde ne kadar ileri gidilebileceğini gösteriyor.
İran Tehdidi ve Arka Plan
Bu gizli operasyonun arka planında, 2020 yılında ABD'nin İranlı komutan Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından İran'dan gelen misilleme tehditleri yatıyor. İranlı yetkililer, Süleymani'nin intikamını alacaklarına dair defalarca açıklama yapmıştı. Özellikle Trump'ın görevde olduğu son dönemlerde bu tehditlerin arttığı ve ABD güvenlik birimlerinin bu yönde yoğun istihbarat çalışması yürüttüğü biliniyor. Ankara'daki NATO Zirvesi, bu tehditlerin en yoğun olduğu döneme denk geldi.
NATO Zirvesi sırasında Trump'ın yoğun bir programı vardı; müttefik ülkelerin liderleriyle ikili görüşmeler yaptı, basın toplantılarına katıldı. Bu yoğun tempo, güvenlik risklerini artıran bir faktör olarak değerlendirildi. Bu nedenle dönüş planlamasında, olası bir saldırıya karşı en yüksek güvenlik önlemlerinin alınmasına karar verildi. Yapılan operasyon, ABD Gizli Servisi, Beyaz Saray Askeri Ofisi ve Türk güvenlik birimlerinin koordinasyonuyla gerçekleştirildi.
Başkanın Bilgisi ve Operasyonun Detayları
Bazı kaynaklar, Trump'ın bu gizli transferden önceden haberdar olduğunu ve onay verdiğini belirtirken, diğerleri operasyonun tamamen güvenlik birimlerinin inisiyatifiyle yürütüldüğünü iddia ediyor. Ancak her durumda, başkanın güvenliği için uygulanan bu tür önlemlerin uluslararası protokollerde yeri var. Benzer uygulamalar, ABD'nin yüksek riskli bölgelere yaptığı ziyaretlerde sıkça kullanılıyor.
Operasyonun en kritik noktası, ikram aracının kullanılması. Bu araçlar, güvenlik güçlerinin gözü önünde sıkça hareket ettiği için göze batmıyor. Trump'ın bu araçla taşınması, hem lojistik hem de güvenlik açısından dahiyane bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, C-32A uçağının kalkış saatinin Air Force One'dan önceye veya sonraya ayarlanması, olası saldırganların kafasını karıştırmayı amaçlıyordu.
Bu olay, ABD başkanlarının seyahat güvenliğinin ne kadar ileri boyutlarda olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı zamanda, İran'ın Trump'a yönelik tehditlerinin ciddiyetini de ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu tür gizli operasyonların güvenlik zaafiyeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, aksine profesyonel bir yaklaşımın ürünü olduğunu vurguluyor. Trump'ın daha sonra yaptığı açıklamalarda, Türkiye'deki ziyaretinden memnun kaldığını belirtmesi, operasyonun başarıyla sonuçlandığını gösteriyor.