ABD'nin Suriye-Irak Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'nin İdlib kenti yakınlarındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği son hava saldırısının, bölgedeki Türk varlığını hedef alan kışkırtıcı bir hamle olabileceğini açıkladı. Barrack, Washington'ın İsrail'in "Türk kuvvetlerinin üsse yerleştiği" yönündeki iddialarını incelediğini belirtti. Bu açıklama, Orta Doğu'daki gerginliğin arttığı bir dönemde, iki NATO müttefiki arasındaki gerilimi yansıtıyor.
Ebu Zuhur Saldırısı ve Türkiye'nin Tepkisi
Geçtiğimiz günlerde İsrail savaş uçakları, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'nü hedef aldı. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, üs yakınlarında konuşlu Türk askeri unsurlarının teyakkıza geçtiği bildirildi. Türkiye, saldırıyı kınarken, bölgedeki istikrarı bozmaya yönelik her türlü girişime karşılık verileceğini duyurdu. Saldırının ardından İsrail'den yapılan açıklamada, üssün "İran destekli milisler tarafından kullanıldığı" öne sürülürken, Türk askerlerinin varlığına dair herhangi bir bilgi verilmedi.
Tom Barrack'ın Değerlendirmesi
Tom Barrack, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in Ebu Zuhur'a saldırısı, Türkiye'yi kışkırtmaya yönelik bir provokasyon gibi görünüyor. Bu tür eylemler bölgesel istikrarı bozar ve koalisyon güçlerinin DEAŞ'la mücadelesine zarar verir" dedi. Barrack, ABD'nin İsrail'in iddialarını ciddi şekilde araştırdığını, ancak şu ana kadar Türk kuvvetlerinin üsse yerleştiğine dair somut bir kanıt bulamadıklarını kaydetti. "Müttefiklerimiz arasında yanlış anlaşılmalara mahal vermeyeceğiz. Türkiye'nin Suriye'deki varlığı uluslararası hukuk çerçevesinde meşrudur" ifadelerini kullandı.
Bölgesel Bağlam ve Tarihsel Arka Plan
Bu olay, Suriye iç savaşının yaklaşık onuncu yılında, bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde yaşanıyor. Türkiye, 2016'dan bu yana Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla Suriye'nin kuzeyinde askeri varlığını sürdürüyor. Amaç, sınır güvenliğini sağlamak ve PKK/YPG'nin oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek. İsrail ise 2017'den bu yana İran'ın Suriye'deki askeri mevcudiyetine yönelik düzenli hava saldırıları gerçekleştiriyor. Ancak Ebu Zuhur'a yapılan saldırı, doğrudan Türk hedeflerine yakın bir bölgede gerçekleşmesi nedeniyle farklı bir boyut kazandı.
Uzmanlar, bu saldırının Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, 2010'daki Mavi Marmara baskınından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Son yıllarda enerji ve istihbarat alanında bazı diyaloglar kurulsa da, Filistin meselesi ve bölgesel politikalar nedeniyle derin güvensizlik devam ediyor. Barrack'ın açıklamaları, ABD'nin iki müttefikini sakinleştirme çabası olarak yorumlanabilir.
DEAŞ'la mücadelede kritik öneme sahip olan bölgede, Türk ve İsrail güçlerinin angajman kuralları arasındaki farklılıklar da dikkat çekiyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde "güvenli bölge" oluşturma politikasını savunurken, İsrail daha çok İran'ın nüfuzunu sınırlamaya odaklanıyor. Bu iki yaklaşımın çakışması, zaman zaman gerginliklere yol açabiliyor.
Sonuç olarak, Tom Barrack'ın açıklamaları, bölgesel dinamikleri doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin Suriye'deki varlığı, uluslararası toplum tarafından farklı şekillerde okunabilir. Ancak ABD'li yetkilinin de vurguladığı gibi, kışkırtmaların amacına ulaşmaması için sağduyulu adımlar atılması gerekiyor. Bölgede ateşkesin kalıcı olması ve insani krizin derinleşmemesi için tarafların diyalog kanallarını açık tutması büyük önem taşıyor.