Türkiye'nin yerli otomobil projesi TOGG, altı yıllık serüveninde ortaklık yapısını köklü bir değişime uğrattı. 2018'de kamuoyuna tanıtılan ve 'Anadolu'nun babayiğitleri' olarak anılan beş iş insanının imzasıyla kurulan şirket, bugün itibarıyla bambaşka bir ortaklık kompozisyonuna sahip. Bursa'da üretim yapan otomobilin arkasındaki isimler değişirken, projenin öz sermaye yapısında yeni oyuncular ve stratejik ortaklıklar öne çıkıyor.
Kuruluştan Bugüne Ortaklık Serüveni
TOGG'un hikayesi, 2017 yılında dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın öncülüğünde, Anadolu'nun önde gelen iş insanlarının bir araya gelmesiyle başladı. Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding temsilcileri, 25 Haziran 2018'de TOGG'u kuran beş ortak olarak tarihe geçti. O gün İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında, her biri farklı sektörlerin lideri olan bu beş 'babayiğit', Türkiye'nin hayali olan yerli otomobili üretmek için el sıkıştı. Ancak gelinen noktada, bu ortaklardan neredeyse tamamının masadan kalktığı görülüyor.
İlk büyük kırılma, 2020 yılında yaşandı. Küresel salgının etkisi ve finansal zorluklar, bazı ortakların projeye olan ilgisini azalttı. Ardından 2021'de Kök Grubu'nun olaylı erken ölümüyle, Tuncay Özilhan'ın temsil ettiği bu yapı TOGG'dan çekildi. Aynı dönemde BMC'nin sahibi Ethem Sancak, projeden ayrıldığını duyurdu. Anadolu Grubu ve Zorlu Holding ise hisselerini sınırlı düzeyde koruyarak, ortağın büyük bölümünü Türkiye Varlık Fonu'na devretti.
Yeni Yapıda Kimler Var?
Bugün itibarıyla TOGG'un ortakları arasında Türkiye Varlık Fonu en büyük paya sahip durumda. Yüzde 60'a yakın hissesi olan fonun yanı sıra, Anadolu Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding'in yanı sıra, 2022'de katılan Çinli otomotiv devi Smart (Geely iştiraki) %30 hisseyle yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu stratejik ortaklık, hem üretim teknolojisini hem de batarya geliştirme süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Ayrıca, bireysel yatırımcılar için halka arz hazırlıkları da basına yansıyan bilgiler arasında.
TOGG'un yönetim kurulunda da değişim kaçınılmaz oldu. Kurucu CEO'su Mehmet Gürcan Karakaş, görevini 2023'te bıraktı; yerine otomotiv tecrübesiyle bilinen eski bir Volkswagen yöneticisi olan Alman asıllı Klaus Schmidt getirildi. Bu durum, 'yerli ve milli' proje tartışmalarını yeniden alevlendirse de, yönetim, teknoloji transferi ve global pazarda söz sahibi olma hedefiyle bu kararı aldıklarını açıkladı.
Projenin Geleceği ve Kritik Eşikler
TOGG, 2023'te seri üretime başladı ve ilk modeli SUV Anadolu'yu yollara çıkardı. Ancak hedef sadece Türkiye pazarı değil; Avrupa'da satış hedefi 2025'te planlanıyor. Ortaklık yapısındaki bu sancılı dönüşüm, projenin finansal sürdürülebilirliğini sağlarken, teknoloji bağımlılığını da beraberinde getirdi. Özellikle batarya üretiminde Çinli ortağın kritik rolü bulunması, yerli üretim vurgusuyla çelişkiler yaratıyor. Uzmanlar, bu ortaklık modelinin Türkiye'nin otomotivde dışa bağımlılığını azaltmaktan çok, uluslararası firmaların Türkiye'yi üretim üssü olarak kullanmasına hizmet edebileceği endişesini dile getiriyor.
Öte yandan, yerli otomobil projesinin hikayesi, ortaklık yapısındaki farklılaşmayla birlikte yeniden yazılıyor. İlk günkü 'babayiğitler' olarak anılan isimlerin yerini, devlet fonu ve uluslararası şirketler alırken, bu durum, projenin sermaye yapısında devletin daha aktif rol üstlendiğine işaret ediyor. Türkiye'nin 2023 vizyonunun simgesi haline gelen TOGG'un, bu yeni dönemde ne kadar 'yerli' olduğu tartışması ise sürüyor. Ancak şurası bir gerçek ki, Türkiye'nin elektrikli araç üretiminde küresel bir oyuncu olma hedefi, bu dönüşümün getireceği teknoloji ve sermaye ile şekillenecek.
Sonuç olarak, TOGG'un ortaklık yapısındaki bu sil baştan değişim, projenin karşılaştığı zorlukları ve değişen dinamikleri gözler önüne seriyor. 2025 model araçlarıyla Avrupa yollarına çıkacak olmanın heyecanı yaşanırken, 'Anadolu'nun babayiğitleri' yerini 'küresel oyunculara' bırakmış durumda. Bu dönüşümün, Türk sanayi tarihinde bir kırılma mı yoksa yeni bir başlangıç mı olduğu, zaman gösterecek.