Türkiye'de yerli yatırımcıların TL varlıklara yönelimi hız kesmeden devam ediyor. Son verilere göre, TL mevduatın finansal varlıklar içerisindeki payı yerli yatırımcıda yüzde 28,7'den yüzde 34,2'ye yükseldi. Aynı dönemde dövizin payı ise yüzde 33,6'dan yüzde 12,4'e gerileyerek önemli bir düşüş kaydetti. Bu gelişme, Türk lirasına olan güvenin arttığını ve yatırımcıların portföylerinde dövizden kaçış eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Yurtdışı yerleşiklerin TL mevduat talebi
Yurtdışı yerleşik yatırımcıların da TL varlıklara ilgisi dikkat çekiyor. Yurtdışı yerleşiklerin TL mevduat payı yüzde 9,3'e çıkarken, bu oranın önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yabancı yatırımcıların Türk lirası cinsinden varlıklara talebi, faiz politikaları ve enflasyon görünümüne bağlı olarak şekilleniyor. Özellikle swap kanalları ve tahvil piyasalarında yabancı girişi hız kazanmış durumda.
TL mevduat faizleri ve enflasyon
TL mevduat faizlerindeki yüksek seyir, yatırımcıları dövizden liraya yönlendiren en önemli faktörler arasında yer alıyor. TCMB'nin sıkı para politikası ve politika faizindeki artış, TL mevduat faizlerini yukarı çekerken, döviz mevduat faizlerinin düşük kalması dövizden çıkışı hızlandırıyor. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve cari açıktaki daralma da TL varlıklara olan güveni pekiştiriyor. Ancak uzmanlar, bu trendin sürdürülebilirliği için enflasyonun kalıcı olarak düşmesi gerektiğini vurguluyor.
Döviz mevduatındaki gerileme
Yerli yatırımcının döviz cinsinden mevduatının finansal varlıklar içindeki payı yüzde 33,6'dan yüzde 12,4'e düştü. Bu düşüş, döviz kurundaki oynaklığın sınırlanması ve TL'nin reel olarak değer kazanmasıyla yakından ilişkili. KKM (Kur Korumalı Mevduat) hesaplarındaki çözülme ve döviz alım talebindeki azalma, döviz mevduatının payını aşağı çeken diğer etkenler. Pazarda, bireysel yatırımcıların döviz yerine altın ve hisse senedi gibi diğer yatırım araçlarına da yöneldiği görülüyor.
Ekonomistler, TL varlıklara olan ilginin artmasının, Türkiye'nin risk primindeki düşüş ve kredi notu artış beklentileriyle desteklendiğini belirtiyor. Ancak jeopolitik riskler ve küresel konjonktürdeki belirsizlikler, bu olumlu tablonun bozulmasına neden olabilir. Orta vadede, TL varlıkların cazibesini koruyabilmesi için yapısal reformların hayata geçirilmesi ve kur istikrarının sağlanması kritik önem taşıyor.