Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Ağustos 2026 raporunu yayımladı. Rapora göre, TKDF yardım hattına ağustos ayında 48 yeni şiddet vakası kaydedildi. Başvurularda şiddet türleri arasında yüzde 50,77 ile psikolojik şiddet ilk sırada yer aldı. Federasyon, verilerin koruma mekanizmalarının uygulamada yetersiz kaldığını gösterdiğini belirterek "koruma kâğıt üstünde" değerlendirmesinde bulundu.
Şiddet Türlerinde Psikolojik Şiddet Zirvede
TKDF'nin ağustos ayı verilerine göre, yardım hattına başvuran kadınların yarısından fazlası psikolojik şiddet mağduru. Bu oran, fiziksel şiddetin önüne geçmiş durumda. Raporda, psikolojik şiddetin diğer şiddet türlerine zemin hazırladığı ve çoğu zaman gözle görülür iz bırakmadığı için ihmal edildiği vurgulanıyor. Uzmanlar, sözlü tehdit, aşağılama, kontrol etme ve sosyal izolasyon gibi davranışların sistematik hale geldiğinde ciddi ruhsal tahribata yol açtığını belirtiyor.
Federasyonun paylaştığı verilere göre, ağustos ayında kayda geçen 48 yeni vaka, yalnızca yardım hattına ulaşan başvuruları kapsıyor. TKDF, gerçek vaka sayısının çok daha yüksek olduğunu, birçok kadının korku, ekonomik bağımlılık veya kurumsal güvensizlik nedeniyle yardım talep edemediğini ifade ediyor.
Koruma Mekanizmaları Neden Çalışmıyor?
TKDF raporunda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen koruma kararlarının uygulanmadığına dair şikâyetlerin arttığı belirtiliyor. Kadınların koruma kararı almasına rağmen failin karara rağmen yaklaşmaya devam ettiği, elektronik kelepçe ve uzaklaştırma tedbirlerinin etkin denetlenmediği ifade ediliyor. Raporda, kolluk kuvvetlerinin tutumunun ve adli süreçlerin yavaş işlemesinin kadınları çaresiz bıraktığı dile getiriliyor.
Federasyon, "Koruma kâğıt üstünde" ifadesiyle, yasal düzenlemelerin varlığının tek başına yeterli olmadığını, uygulama ve denetim eksikliğinin koruma kararlarını işlevsiz kıldığını vurguluyor. TKDF, şiddet mağduru kadınların barınma, psikolojik destek ve hukuki yardıma erişimde zorluk yaşadığını, sığınma evlerinin kapasitesinin yetersiz olduğunu da raporuna ekliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta, başvuruların illere göre dağılımı. Büyükşehirlerde yardım hattına erişim daha kolay olsa da kırsal bölgelerde kadınların başvuru kanallarından haberdar olmadığı veya sosyal baskı nedeniyle başvuru yapamadığı belirtiliyor. TKDF, bu nedenle sahadaki verilerin resmi istatistiklere tam olarak yansımadığını savunuyor.
Kadın Örgütlerinden Ortak Tepki: Uygulama ve Denetim Şart
TKDF'nin çağrısı, kadın örgütleri ve muhalefet partileri tarafından da yankı buldu. Örgütler, 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması, koruma kararlarının denetlenmesi ve failin takip edilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, şiddet vakalarında faillere yönelik caydırıcı yaptırımların artırılması, elektronik kelepçe gibi araçların yaygınlaştırılması ve kolluk personeline toplumsal cinsiyet eğitimi verilmesi talepleri öne çıkıyor.
Kadın dernekleri, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Sığınma evlerinin sayısının artırılması, psikolojik destek hizmetlerinin ücretsiz ve erişilebilir hale getirilmesi, kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek istihdam politikalarının hayata geçirilmesi isteniyor. Örgütler, aksi halde şiddetin önlenmesi için yapılan yasal düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalacağı uyarısında bulunuyor.
Son yıllarda kadına yönelik şiddetle mücadelede alınan yasal mesafeye rağmen, sahadaki uygulama farkı dikkat çekiyor. TKDF raporu, ağustos ayı özelinde 48 yeni vakayla sınırlı olsa da, uzmanlar bu sayının buz dağının görünen kısmı olduğunu belirtiyor. Kadınların şiddeti bildirme oranındaki artış, aslında veri toplama ve farkındalık çalışmalarının bir sonucu olarak da okunabilir. Ancak asıl sınav, bildirim sonrası koruma süreçlerinin etkin işletilmesi. Aksi halde her yeni rapor, aynı eksikliği farklı sayılarla tekrar edecek gibi görünüyor.