İngiliz haber dergisi The Economist, son sayısında yayımladığı Orta Doğu analizinde, ABD'nin bölgeden askeri ve siyasi olarak çekilmesiyle ortaya çıkan güç boşluğunu Türkiye'nin doldurduğunu öne sürdü. Dergiye göre, Türkiye'nin giderek güçlenen yerli ve milli savunma sanayii, kritik savunma anlaşmaları ve diplomatik aktifliği, ülkeyi bölgede kilit bir aktör haline getirdi.
ABD'nin Çekilme Süreci ve Bölgesel Etkileri
The Economist'in analizinde, ABD'nin özellikle Irak ve Suriye'den asker çekme kararları, Afganistan'dan çekilme süreci ve İran ile yürütülen nükleer müzakerelerdeki isteksiz tutumu, bölgedeki Amerikan etkisinin azalmasına yol açtığı belirtiliyor. Dergi, bu durumun Orta Doğu'da yeni bir güç dengeleri dönemini başlattığını vurguluyor.
Analize göre, ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmak için Rusya, Çin, İran ve Türkiye gibi aktörler harekete geçti. Ancak The Economist, Türkiye'nin diğer aktörlerden farklı olarak hem askeri hem de diplomatik alanda etkin bir strateji izlediğini ve bölgesel istikrar için alternatif bir güç merkezi haline geldiğini savunuyor.
Türkiye'nin Yerli Savunma Sanayii ve Askeri Gücü
Dergi, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinde kaydettiği ilerlemeye özellikle dikkat çekiyor. İnsansız hava araçları (İHA/SİHA) alanında dünyada ilk sıralara yükselen Türkiye'nin, bu teknolojileri Suriye, Libya, Karabağ ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde etkin şekilde kullandığı hatırlatılıyor. The Economist'e göre, Türk yapımı Bayraktar TB2 ve Akıncı İHA'ları, birçok ülkenin askeri envanterine girerek Türkiye'nin ihracat kalemleri arasında yerini aldı.
Ayrıca Türkiye'nin yerli üretim savaş uçağı projesi, milli helikopter programları ve deniz platformlarındaki gelişmeler, ülkenin savunma bağımsızlığını artırdı. Dergi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu güçlendirdiğini ve aynı zamanda Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alarak Batı'dan bağımsız hareket edebilme kapasitesini gösterdiğini yazıyor.
Kritik Savunma Anlaşmaları ve Diplomatik Ataklar
The Economist, Türkiye'nin bölgede imzaladığı kritik savunma anlaşmalarına da geniş yer ayırıyor. Katar ile yapılan askeri üs anlaşması, Somali'de açılan askeri eğitim kampı, Libya ile imzalanan deniz yetki alanı mutabakatı ve Azerbaycan ile stratejik ittifak, Türkiye'nin bölgesel etkisini artıran adımlar olarak sıralanıyor.
Dergiye göre, Türkiye ayrıca Afrika Boynuzu'ndan Kuzey Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada askeri danışmanlık, eğitim ve güvenlik işbirliği anlaşmaları imzalayarak yumuşak güç unsurlarını da devreye soktu. Bu durum, Türkiye'nin sadece askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik nüfuzunu da artırıyor.
Bölgesel Aktörlerin Tepkileri ve Gelecek Senaryoları
Analizde, Türkiye'nin yükselişinin bölgedeki diğer güçler tarafından nasıl karşılandığı da ele alınıyor. İran, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkelerin Türkiye'nin artan etkisinden rahatsız olduğu, ancak son dönemde bazı ülkelerle ilişkilerin normalleşme sürecine girdiği belirtiliyor. The Economist, özellikle 2020 sonrası başlayan normalleşme adımlarının, Türkiye'nin bölgesel izolasyonunu kırdığını ve işbirliği kapılarını araladığını vurguluyor.
Dergi, ABD'nin bölgeden tamamen çekilip çekilmeyeceğinin belirsiz olduğunu, ancak mevcut eğilimin bu yönde olduğunu kaydediyor. Bu durumda Türkiye'nin bölgesel istikrar için kilit bir aktör olarak öne çıkacağını, ancak aynı zamanda İran ve Rusya ile rekabetin de artacağını öngörüyor.
Türkiye'nin Ekonomik ve Enerji Politikaları
The Economist, Türkiye'nin savunma alanındaki başarısının ekonomik ve enerji politikalarıyla da desteklendiğini belirtiyor. Doğu Akdeniz'de yürütülen sondaj faaliyetleri, Azerbaycan'dan gelen doğal gaz hatları ve TürkAkım projesi, Türkiye'yi enerji koridoru haline getirdi. Dergi, bu durumun Türkiye'nin bölgesel pazarlık gücünü artırdığını ifade ediyor.
Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatının 2023'te 4,4 milyar doları aştığı ve bu rakamın her yıl arttığı belirtiliyor. The Economist, bu ekonomik gücün, Türkiye'nin askeri ve diplomatik hamlelerini finanse etmesine olanak tanıdığını yazıyor.
Uzman Görüşleri ve Analizin Sınırlılıkları
Her ne kadar The Economist'in analizi Türkiye'nin yükselişine odaklansa da, bazı uzmanlar bu değerlendirmenin tek taraflı olabileceğini savunuyor. Türkiye'nin ekonomik zorlukları, enflasyon ve döviz kuru sorunları, uzun vadeli askeri projelerin sürdürülebilirliğini tehlikeye atabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesi halinde, Türkiye'nin yalnızca askeri güçle istikrarı sağlamasının zor olacağı belirtiliyor.
Diğer yandan, The Economist'in analizi, Türkiye'nin son yıllarda izlediği aktif dış politikayı ve savunma sanayiindeki atılımları objektif bir şekilde yansıtması açısından önem taşıyor. Dergi, Türkiye'nin bölgede artan etkisinin, Batı ile ilişkilerini de yeniden şekillendirebileceğini öne sürüyor.
Sonuç olarak, ABD'nin Orta Doğu'dan çekilme süreci devam ederken, Türkiye'nin askeri, diplomatik ve ekonomik araçlarla bölgede nasıl bir rol üstleneceği merak konusu. The Economist'e göre, Türkiye şimdiden birçok alanda inisiyatif alarak güç boşluğunu doldurmaya başladı. Ancak bu sürecin ne kadar kalıcı olacağı, Türkiye'nin iç istikrarına ve küresel aktörlerle kuracağı dengeli ilişkilere bağlı görünüyor.