1984 yılında ilk kanlı eylemlerini gerçekleştiren PKK'nın, dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal tarafından “üç buçuk eşkıya” olarak nitelendirilmesinin üzerinden 40 yıl geçti. Özal'ın bu sözleri, o dönemdeki küçümser bir yaklaşım gibi görünse de, bugün gelinen noktada terörün kökünün kazınması açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Peki, bu 40 yıllık süreçte neler yaşandı? Türkiye, terörle mücadelede nasıl bir strateji izledi ve bugün nerede?
Özal'ın Sözleri ve Erken Dönem Mücadele
1984'te PKK'nın ilk saldırıları başladığında, devletin güvenlik güçleri terörle mücadelede yetersiz kalıyordu. Dönemin Başbakanı Turgut Özal, bu saldırıları “üç-beş çapulcunun ayaklanması” olarak nitelendirmişti. Bu ifadeler, o dönemdeki iyimserliği yansıtsa da, terörün sadece birkaç yıl içinde büyüyerek binlerce insanın ölümüne neden olduğu bir gerçektir. Devletin ilk yıllardaki mücadelesi, daha çok güvenlik tedbirleri üzerine kuruluydu; ancak bu tedbirlerin yetersizliği, terörün tırmanmasına yol açtı.
Terörle Mücadelede Yeni Stratejiler
1990'lı yıllara gelindiğinde, Türkiye terörle mücadelede kapsamlı bir strateji geliştirmeye başladı. Özel harekât birlikleri, koruculuk sistemi ve askeri operasyonlar bu dönemin öne çıkan unsurlarıydı. Ancak asıl dönüm noktası, 2000'li yıllarda yaşandı. Bu dönemde terörle mücadelede istihbaratın rolü artarken, sınır ötesi operasyonlar da hız kazandı. 2010'larda ise Suriye'deki iç savaş, PKK'nın kolu olan PYD/YPG'nin bölgede güçlenmesine neden oldu. Türkiye, bu tehdidi bertaraf etmek için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarını gerçekleştirdi.
Kritik Bir Dönemeç: 2015-2020
2015 yılında çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte terör eylemleri yeniden tırmandı. Bu dönemde şehirlerde yürütülen hendek ve barikat operasyonları, terörün kentsel alandaki etkinliğini kırdı. Aynı zamanda, kamuoyunda “terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda önemli bir mutabakat sağlandı. 2016'daki darbe girişiminin ardından devlet, terörle mücadelede daha etkin bir koordinasyon kurdu. 2020'li yıllara gelindiğinde ise, terör örgütünün üst düzey yöneticilerine yönelik nokta operasyonlarıyla örgütün hareket kabiliyeti büyük ölçüde kısıtlandı.
Bugün Gelinen Nokta ve Geleceğe Bakış
Günümüzde PKK'nın Türkiye sınırları içindeki etkinliği neredeyse tamamen kırılmış durumda. Örgüt, daha çok Kuzey Irak ve Suriye'de varlık gösteriyor. Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları, bu bölgelerdeki terörist unsurları sürekli olarak hedef alıyor. Ayrıca, terörle mücadelede sadece askeri yöntemler değil, ekonomik ve sosyal politikalar da devreye sokuldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılan yatırımlar, istihdam olanakları ve eğitim çalışmaları, terörün toplumsal tabanının zayıflatılmasına katkı sağladı. Bu kapsamlı mücadele anlayışı, terörün sona erdirilmesinde önemli bir rol oynuyor.
Değerlendirme ve Bağımsız Bakış
Terörle mücadelede gelinen nokta, devletin kararlılığının bir sonucudur. Ancak bu mücadele, sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmamalıdır. Uzun vadede, toplumsal uzlaşma ve demokratik açılımların da terörün tamamen sona ermesi için kritik öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. 40 yıllık süreç, terörün aslında bir güvenlik sorunu olmaktan çok, toplumsal bir travma olduğunu göstermiştir. Bu travmanın sarılması, ancak toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla mümkündür. Türkiye, geçmişte yaptığı hatalardan ders çıkararak ve daha kapsayıcı bir yaklaşım benimseyerek terörü tarihin tozlu sayfalarına gömecek güce ve iradeye sahiptir.