Türkiye'de çevre alanında faaliyet gösteren TEMA Vakfı'nın 29 gönüllüsü, TKP/ML terör örgütüne üyelik iddiasıyla tutuklanmalarının ardından sağlık durumlarını gerekçe göstererek ilgili sulh ceza mahkemelerine itirazda bulundu. Aralarında TEMA Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer'in de bulunduğu gönüllülerin avukatları tarafından hazırlanan dilekçelerde, müvekkillerinin kronik rahatsızlıkları ve cezaevi koşullarında tedavilerinin aksadığı belirtildi. İtirazların sonucu henüz açıklanmazken, adli süreç kamuoyunun dikkatle takip ettiği bir konu haline geldi.
Tutuklamalara ilişkin iddianame detayları
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, TEMA gönüllülerinin TKP/ML (Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist) örgütüyle bağlantılı olduğu, örgütün legal alandaki faaliyetlerine katkı sağladığı ileri sürülüyor. Nevzat Özer'in de aralarında bulunduğu şüphelilerin, örgütün kırsal yapılanmasına lojistik destek sağladığı iddia ediliyor. Ancak avukatlar, bu iddiaların soyut ve delilden yoksun olduğunu savunuyor.
Gözaltına alınma ve tutuklama süreci 2024 yılı Ocak ayında başladı. Emniyet Müdürlüğü ekipleri, eş zamanlı operasyonlarla Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde bulunan şüphelileri gözaltına aldı. Soruşturma kapsamında 45 kişi gözaltına alınırken, 29'u tutuklandı. Diğer şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Sağlık durumları ve itiraz gerekçeleri
İtiraz dilekçelerinde, tutuklulardan bir kısmının diyabet, hipertansiyon ve kalp rahatsızlığı gibi kronik hastalıklara sahip olduğu, cezaevi koşullarında yeterli sağlık hizmeti alamadıkları vurgulandı. Ayrıca, yaşlı ve bakıma muhtaç tutukluların bulunduğu belirtilerek, bu kişilerin tutukluluk halinin insanlık dışı muamele teşkil ettiği ifade edildi. Dilekçelerde, sağlık raporları ve doktor görüşlerine yer verilerek, mahkemeden ivedilikle karar vermesi istendi.
Öte yandan, Nevzat Özer'in daha önce geçirdiği bir beyin ameliyatı sonrası düzenli takip gerektiren bir durumu olduğu, cezaevinde bu takibin yapılamadığı ileri sürüldü. Avukatlar, Özer'in sağlık durumunun tutuklu kalmaya elverişli olmadığını, bu nedenle tahliye edilmesi gerektiğini savundu.
Hukuki süreç ve beklentiler
Tutukluluğa itiraz başvuruları, Ankara 1., 2. ve 3. Sulh Ceza Mahkemeleri'ne yapıldı. Mahkemelerin itirazları değerlendirerek bir hafta içinde kararını açıklaması bekleniyor. Hukukçular, itirazın kabulü halinde tutukluların adli kontrol şartıyla tahliye edilebileceğini, reddi halinde ise üst mahkemeye başvuru yolunun açık olacağını belirtiyor.
Sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri de süreci yakından izliyor. TEMA Vakfı, yaptığı yazılı açıklamada, gönüllülerinin masumiyet karinesi ilkesi çerçevesinde yargılanması gerektiğini vurgulayarak, sağlık durumları hassas olan tutukluların derhal tahliye edilmesini talep etti. Ayrıca, konunun takipçisi olacaklarını duyurdu.
Bu dava, Türkiye'de çevre aktivistlerine yönelik baskıların bir parçası olarak da yorumlanıyor. Son yıllarda birçok çevre savunucusu, terör örgütü üyeliği veya örgüt propagandası yapmak suçlamalarıyla yargılanıyor. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, bu tür davaların ifade özgürlüğünü ve sivil toplum alanını daralttığı eleştirisinde bulunuyor.
Tutuklama kararlarının hukuki temeli ve sağlık gerekçesiyle yapılan itirazların sonucu, önümüzdeki günlerde netleşecek. Bu süreç, Türkiye'de adalet sisteminin işleyişine dair önemli bir test niteliği taşıyor.
27 Mayıs 2024 itibarıyla mahkemelerden henüz bir yanıt gelmemiş olsa da, avukatlar itirazın kabul edileceği yönünde umutlu. Konunun takipçisi olan hukukçular, benzer davalarda emsal oluşturabilecek bu kararın, sivil toplum aktivistlerinin hukuki durumu açısından belirleyici olabileceğini ifade ediyor.