Türkiye, bağımlılıkla mücadelede köklü bir değişime gidiyor. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yeşilay iş birliğiyle yürütülen yeni program kapsamında, teknoloji bağımlılığı okullarda sistematik olarak taranmaya başlanacak. Erken tespit ve önleme odaklı model, risk altındaki öğrencilerin belirlenerek koruyucu destek hizmetlerine yönlendirilmesini hedefliyor. Pilot uygulama önümüzdeki eğitim-öğretim yılında belirlenen illerde başlayacak.
Tarama Nasıl Yapılacak?
Yeni model kapsamında, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilere yönelik anket ve ölçek çalışmaları uygulanacak. Uzmanlar tarafından geliştirilen dijital bağımlılık risk ölçeği ile öğrencilerin ekran süresi, internet kullanım alışkanlıkları, oyun bağımlılığı ve sosyal medya kullanımı değerlendirilecek. Riskli görülen öğrenciler, rehberlik servisleri ve aile hekimleri aracılığıyla takibe alınacak.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, taramanın suçlayıcı değil koruyucu bir yaklaşımla yapılacağını vurguluyor. Öğrencilere doğrudan 'bağımlı' etiketi konulmayacak; bunun yerine risk düzeyine göre bireysel ve grup destek programları sunulacak. Okul rehber öğretmenleri, bu süreçte ailelerle iş birliği yaparak çocukların dijital alışkanlıklarını iyileştirmeye yönelik rehberlik edecek.
Tedaviden Önlemeye: Yeni Yaklaşımın Arka Planı
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son beş yılda teknoloji bağımlılığı nedeniyle hastanelere başvuran çocuk ve ergen sayısı önemli ölçüde arttı. 2024 yılında 12-18 yaş aralığındaki bireylerde internet bağımlılığı oranının yüzde 15'e ulaştığı tahmin ediliyor. Pandemi döneminde uzaktan eğitimle birlikte ekran süresi hızla artarken, bu durum birçok ailede çatışmalara ve akademik başarı düşüşlerine yol açtı.
Uzmanlar, teknoloji bağımlılığının diğer bağımlılık türlerine açılan bir kapı olduğunu belirtiyor. Erken müdahale edilmediğinde dikkat eksikliği, sosyal izolasyon, uyku bozuklukları, obezite ve depresyon gibi sorunların eşlik edebileceği ifade ediliyor. Yeni model, bu zinciri okul çağında kırmayı amaçlıyor.
Yeşilay tarafından yürütülen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Programı kapsamında şu ana kadar milyonlarca öğrenciye ve aileye ulaşıldı. Ancak bu kez farklı olarak, yalnızca farkındalık eğitimi değil, ölçülebilir risk taraması ve takip sistemi devreye giriyor. Benzer modeller, sigara ve alkol bağımlılığında da uygulanmış ve erken dönemde yüzde 30'a varan iyileşme sağlanmıştı.
Ailelere ve Öğretmenlere Rol
Programın başarısı için aile katılımı kritik görülüyor. Ailelere yönelik bilgilendirme seminerleri düzenlenecek, çocukların ekran süresini dengelemek için pratik öneriler sunulacak. Öğretmenlere ise sınıf içi gözlem becerileri ve erken uyarı işaretleri konusunda eğitim verilecek. Riskli durumlarda okul rehberlik servisleri, çocuk ergen ruh sağlığı polikliniklerine sevk işlemi başlatabilecek.
Sağlık Bakanlığı, tarama sonuçlarının gizlilik esasına göre saklanacağını ve yalnızca ilgili uzmanlar tarafından değerlendirileceğini açıkladı. Veriler, politika geliştirme süreçlerinde anonim olarak kullanılacak. Böylece hem bireysel mahremiyet korunacak hem de ulusal düzeyde bağımlılık haritası çıkarılabilecek.
Uzmanlar, teknoloji bağımlılığının yalnızca yasaklarla çözülemeyeceğini, alternatif sosyal etkinliklerin ve spor faaliyetlerinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda okullarda akran dayanışma grupları, hobi kulüpleri ve dijital detoks kampları gibi uygulamalar da yaygınlaştırılacak. Önümüzdeki dönemde bu modelin tüm Türkiye'de yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Yeni yaklaşım, bağımlılıkla mücadelede tedavi odaklı anlayıştan uzun vadeli koruyucu sağlık modeline geçişin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yeşilay'ın ortak yürüteceği çalışmaların ilk sonuçlarının 2026 yılında açıklanması bekleniyor. Böylece Türkiye, teknoloji bağımlılığıyla mücadelede okul temelli erken tarama sistemini ulusal ölçekte uygulayan ülkeler arasına katılmayı amaçlıyor.