TBMM Genel Kurulu'nda, İYİ Parti'nin AKP hükümetleri dönemindeki terörle mücadele politikaları ile açılım ve çözüm süreçlerinin kapsamlı biçimde araştırılmasını talep eden genel görüşme önergesi görüşüldü. Yapılan oylamada, AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedilen önerge, siyasi partilerin 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Muhalefet, geçmiş süreçlerin şeffaf biçimde aydınlatılmasını isterken, iktidar kanadı mevcut politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Önergenin İçeriği ve Gerekçesi
İYİ Parti tarafından hazırlanan önerge, 2002 sonrası dönemde uygulanan terörle mücadele stratejilerini, açılım ve çözüm süreci olarak adlandırılan girişimlerin sonuçlarını ve bu süreçlerin toplumsal etkilerini araştırmayı amaçlıyordu. Önergede, özellikle PKK ile yürütülen müzakerelerin hangi aşamalardan geçtiği, alınan kararların ne şekilde uygulandığı ve bu süreçlerin güvenlik güçleri ile vatandaşlar üzerindeki yansımalarının detaylı bir şekilde incelenmesi isteniyordu. Ayrıca, terörle mücadelede yaşanan zafiyetlerin ve başarıların ortaya konulması, gelecekteki politikaların bu dersler ışığında şekillendirilmesi hedefleniyordu. İYİ Parti Grup Başkanvekili, önergenin amacının 'geçmişi yargılamak değil, geleceğe ışık tutmak' olduğunu belirterek, toplumsal mutabakatın sağlanması için bu tür araştırmaların kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Partilerin Tutumları ve Görüş Ayrılıkları
Genel kurulda yapılan görüşmelerde, iktidar ve muhalefet partileri 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin taban tabana zıt değerlendirmelerde bulundu. AKP sözcüleri, Türkiye'nin terörle mücadelede önemli mesafeler kat ettiğini, özellikle son yıllarda gerçekleştirilen operasyonlarla terör örgütünün etkinliğinin büyük ölçüde kırıldığını savundu. Geçmişteki açılım süreçlerinin ise 'iyi niyetli' ancak 'haince istismar edilen' girişimler olduğunu, bundan sonra teröre asla taviz verilmeyeceğini dile getirdiler. MHP ise daha sert bir tutumla, geçmişteki süreçlerin ülkeye verdiği zararları vurgulayarak, bu tür araştırmaların 'millete ihanet' anlamına geleceğini öne sürdü. CHP ve DEM Parti ise farklı gerekçelerle önergeye destek verdi. CHP, geçmişin aydınlatılmasının demokratik bir hak olduğunu ve toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirtirken, DEM Parti de yaşanan mağduriyetlerin ve hak ihlallerinin araştırılması gerektiğini savundu. İYİ Parti ise, önergenin reddedilmesini 'demokrasiye darbe' olarak nitelendirdi ve iktidarın şeffaflıktan kaçtığını ileri sürdü.
Yapılan oylamada, AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedilen önerge, siyasi kutuplaşmanın ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, oylama sonrası yaptığı açıklamada, 'Bu ülkede terörü bitirme iddiasıyla ortaya çıkanlar, gerçekleri araştırmaktan korkuyor. Biz, milletimizin hakkını ve hukukunu sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.
Bağlam ve Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununun çözümüne yönelik toplumsal mutabakatın ne denli kırılgan olduğunu göstermektedir. Özellikle 'Terörsüz Türkiye' hedefinin, siyasi partiler arasında ortak bir zeminden ziyade bir koz olarak kullanılması, sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Geçmişte yaşanan açılım ve çözüm süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanması, toplumun farklı kesimlerinde derin yaralar açmış; bu durum, bugün gelinen noktada güven bunalımına yol açmıştır. Önergenin reddedilmesi, iktidarın geçmişe dönük hesap verme konusundaki isteksizliğini ortaya koyarken, muhalefetin de bu konuyu etkin biçimde gündemde tutma çabası, siyasi rekabetin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin terörle mücadelede kalıcı bir başarı elde edebilmesi için, yalnızca askeri tedbirlerin değil, sosyal, ekonomik ve siyasi boyutları içeren kapsamlı bir stratejinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu süreçte, tüm siyasi aktörlerin ortak bir akıl etrafında birleşmesi ve geçmişten ders çıkarması elzemdir. Ancak mevcut tablo, bu yönde atılacak adımların önündeki engellerin hala büyük olduğunu göstermektedir.